Aslında nokta başlı başına bir felsefi metafordur. Başlangıç ve bitiş menzilidir nokta. Boşluğun tam zıddıdır da. Varlıktır yani. Hele ki yazı da… Harfe değer, kelimeye anlam katar. Yanlış yerde kullanıldığında Halık’ı (Yaratıcı), Halık (Berber) yapar misal olaraktan. Küçükken gittiğimiz klasik Kur’an derslerinde rahlenin öte yanındaki hoca söyletirdi; ‘Cim karnında bir nokta’ diye. Tuhaftır o günlere dair milyon tane hatıra şimdi unutulmuşken, yaptığı açıklama hala aklımdadır; “Cim kocaman bir dairenin ağzı açık kısmıdır ve nokta ondaki küçüklüğe rağmen beğenmişliği, bedbinliği ifade eder. Nokta Cim’in kocaman boşluğunda sadece bir noktadır ama merkezdir, dahası onu diğer harflerden ayıran (Ha, Hı) noktanın bulunduğu yerdir.” Çocuk aklımızı aşan bir ağırlıktaydı belki bu yükleme ama etkileyiciydi. Matematikte ise durum daha çetrefillidir. Hemen her tanımda vardır ama kendisinin matematiksel bir tanımı yoktur!Derviş Zaim son filmi Nokta’da nicedir yürüdüğü arayış yolunda önemli bir yere ulaştığını görüyoruz. Yönetmen Tabutta Röveşata ile başlayan arayışında Filler ve Çimen ile alenileştirdiği gelenekselin –Çamur’daki tutmayan mayayı geçersek- derin sularında kulaç atmayı Cenneti Beklerken’de kendine has bir stilizasyon şablonuna oturtmuştu. Nokta’da ise epey mesafe aldığını gösteriyor herkese.
Üstelik başı sonu belli bir de öyküsü var filmin:
Ahmet, arkadaşı Selim'e aileden kalma paha biçilmez Kuran'ı satabilmesi için yardım etmeye karar verir ve onu mafyadan tanıdığı kişilerle tanıştırır. Ne var ki, karanlık adamlar Selim'i kaçırır ve babası Veli Hoca'ya, oğlunun hayatı karşılığından 13.yüzyıldan kalma Kuran'ı kendilerine vermeleri konusunda şantaja başlarlar. Her ne kadar Veli Hoca oğlunu kaçıran adamların isteklerini kabul etse, bu oğlunun canını kurtarmasına yetmeyecektir. Mafya Selim'i öldürmüştür. Bunun üzerine Ahmet, işe karışan eşkıyaların hepsini öldürür.
Ahmet, bir süre sonra Selim'in ailesini bulmaya ve onlara gerçeği söylemeye karar verir. Ne yazık ki Selim'in babası ölmüştür. Daha sonra amcası Hamdullah Hoca'yı bulur, ancak ona da gerçeği söylemeyi başaramaz. Onun yerine yaşlı adamın yardımcısı Mümin'e geçmişteki olayları anlatır. Mümin kendisine saldırınca Ahmet kaçar. Veli Hoca'nın evine gider ve Kuran'ı kızına bırakır.
Aradan zaman geçer ve Ahmet yeniden Veli Hoca'nın evine gider. Orada Hamdullah Hoca ve Mümin'in eline düşer. Amca ile Mümin, Ahmet'i sorgulamaya ve Kuran'ın eksik parçasının yerini öğrenmeye çalışırlar. Ahmet onlara Selim'in gömüldüğü yeri göstermeyi önerir. Bunun üzerine Hamdullah Hoca, çektiği acının yeterli olduğu düşünür ve Ahmet'i affeder. Ahmet, Selim'in gömülü olduğu yeri gösterdikten sonra uzaklaşmaya çalışır; ancak yorgunluğu buna engel olacaktır.
Gerek çekim tekniği, gerek kadraj tercihleri ile gittikçe ‘şahsına münhasır’ bir noktaya taşıyor kendini Zaim. O kadar çok katmanlı bir anlam deryasının içine salıyor ki bizi, bir yandan işin adli boyutu ve öykünün ilerlemesiyle meşgulken zihnimiz, diğer yandan bol miktarda imgelem ve metaforlar ile filmdeki entelektüel derinliği alabildiğince diplere yolluyor ve alınan hazzı katlıyor. O kadar ki filmi izledikten sonra, yanımdaki ahbabım gülümseyerek, ‘bir yönetmen ancak bu kadar ismiyle bütünleşebilecek bir film çekebilir’ dedi. Görsel, biçimsel ve içerik olarak kendinden önceki filmleri de destekleyip, zaman zaman tamamlayıcı, hatta kapsayıcı boyutlara ulaşan nokta Derviş Zaim sinemasının peşine düştüğü anlam yolculuğunda zirveyi zorluyor.
Filmi izledikten sonra bir TV kanalında yine gelenekselden yola çıkarak ‘Gölge oyunu’ metaforu üzerine çalıştığını, hatta bu konudaki senaryosunu tamamladığını söyleyen Zaim, sanırım bu kez gölgeler üzerine ‘varlık-yokluk’ muvazeneleri gibi daha derin ve tehlikeli sulara kulaç atacak.
Takip etmek lazım bu anlamlı yürüyüşü…
- The most amazing home videos are here