6 Mayıs 2011 Cuma

Gelin tanış olalım!



Sinemanın bir sanat olduğunu su götürmez bir gerçek. Sair sanatlardan farkı ise, özellikle içinde bulunduğumuz çağ içinde yaşanan çatışmaların/dostlukların, savaşın ve barışın gelişmesi için insanlığın elinde olan en güçlü aygıtlardan biri olması. İmaj üzerinden verilen mücadele çağında, sinemayı hakkınca kullanan milletlerin kazançlı çıktığı ve çıkacağı muhakkak. Şöyle söyleyeyim; sinema perspektifinden bakıldığında, dünyanın en süper gücü ile en perişan ülkesi arasında zerre miktar fark kalmayabiliyor. Horlanan, kaale alınmayan, aşağılanan, dışlanan toplumların sinema aracılığıyla dünyaya söyleyeceği çok şey, anlatacağı çok hikaye ile bugün olmasa bile, tarihe sözünü söyleyerek, mutlak kazançlı çıkacağı hakikat.

Ülke sinemamızı bekleyen en önemli sorunlardan ve sinemamızı bitirme noktasına taşıyacak olan risklerden biri, salon sorunudur. Siz ne kadar iyi film çekerseniz çekin, eğer bunları gösterecek salonunuz yoksa, filmin bir anlamı kalmıyor ne yazık ki! Bu nedenle ülkemizde düzenlenen irili ufaklı festivallerin çoğunu önemsiyoruz.

Hele hele ilki bu sene 11-17 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Bilinmeyen Sinemalar Film Festivali bir çok açıdan ziyadesiyle mühim. Bir kere festivalin ortaya çıkış noktası, Türkiye’nin evsahipliğinde Dışişleri Bakanlığı’nın  İstanbul’da düzenlediği 4. Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı.  Söz konusu ülkeler, Birleşmiş Milletler bünyesinde bulunan ve kişi başına düşen milli geliri 750 doların altında bulunanlar. Bu ülkelerin kendilerini film diliyle ifade etmeleri mutluluk ve umut verici.



Sinemaseverler bir hafta boyunca Bhutan, Afganistan, Burkina Faso, Çad, Kongo, Kamboçya, Bangladeş’in de aralarında bulunduğu çok geniş bir coğrafyada sinemanın sınır tanımayan görsel alanında dolaşacak, dünyanın bu yörelerinden farkına varamadığımız kültürel ışıltılarla donanacak, tarihin derinliklerinden gelen yansımalarla modern hayatın getirdiği tedirginlikleri, açmazları, problemleri, hüzün ve coşkuyu beyazperdenin büyülü dünyasında temaşa edecekler.

Bırakınız sinema salonlarında normal vizyonu, bildik festivallerde bile kolay kolay denk gelemeyeceğimiz bu ilginç filmler, sadece sanat bağlamında değil (festivalde belgesel filmler de var) aynı zamanda bahsi geçen ülkelerdeki sosyal, kültürel ve ekonomik hayatlar ile ilgili de izleyicide bir kanaat oluşmasına katkıda bulunacak. Bilinmeyen Sinemalar Film Festivali’nin sinema sanatıyla profesyonel olarak ilgilenenler için ise adeta bir hazine olma özelliği var. Sinema profesyonelleri, zor şartlarda film çekme tekniklerinden tutun da, biçimsel olarak film dili ile ilgili enteresan yaklaşımlara kadar birçok örneği bir arada izleyebilme şansını yakalayacak.

İşte kısa kısa gösterilecek filmler: 1896 yılında Habeşistan'ı işgal etmek isteyen İtalyanlara karşı ülkedeki kabilelerin verdiği amansız mücadeleyi destansı bir dille anlatan Etiyopya filmi; Adwa. Mali’nin başkentinin adını taşıyan ve Afrika’nın siyasi ve iktisadi yapısını tartışan 2007 Lumiere Ödüllü Mali filmi; Bamako. Afrika’da hüküm süren diktatörleri anlatan siyasi bir taşlama olan bir Kongo filmi; Le Damier. (Dama Oyuncularının Savaşı) Kolonyalizm sonrası Avrupa’daki ırkçılığa ve kolonyal eğilimlere sert bir bakış getiren Senegal filmi; La Noire De. (Kara Kız) Şiir, şarkı ve tiyatro temsilleri içeren, bireysel ve toplumsal meseleleri harmanlayan usta işi bir yapıt olan Bangladeş yapımı; Ekti Nadir Naam. (Bir Nehrin Adı) Tibet’in en büyük azizlerinden Milarepa’nın gerçek hikâyesini perdeye taşıyan Bhutan filmi; Milarepa. Afrika’nın beyaz adam gelmeden önceki görkemli zamanlarında geçen trajik bir hikâyeyi perdeye taşıyan Burkina Faso filmi; Wend Kuuni.(Tanrının Bağışı)  İç savaşlar ve Taliban rejimiyle mücadele eden Afganistan’ın toparlanmaya başlayan sıradan hayatını şiirsel bir dille anlatan kısa Afgan belgeseli: My Kabul.(Benim Kabil’im) Zalim bir rejimi ve ülke üzerinde hüküm süren cuntanın siyasi ve psikolojik gücünü ortaya çıkaran eski bir Burmalı askerin yüreğinden ve zihninden özel ve nadide bir görünüm sunan Myanmar filmi; Burma Soldier. (Burma Askeri) Ünlü İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin, işgal altındaki Afganistan’ın mülteci kamplarında ve Taliban yönetiminden çıkan ülkenin günlük hayatında duygu dolu bir yolculuğa çıktığı ve yine çocukların hikâyelerine odaklandığı İran-Afganistan ortak yapımı; Pa berahneh ta Herat.  (Herat'a Yalınayak)1994 yolond Cannes’da Altın Palmiye adayı olan ve çeltik tarlasında çalışan köylülerin hayatını anlatan Kamboçya filmi; Neak Sre. (Pirinç İnsanları) Yoksullukla adalet arasındaki ilişkiye vurgu yapan can yakıcı ve alaycı bir Senegal yapımı; Hyenes. (Sırtlanlar)

50’ye yakın ülkeden toplam 36 filmin gösterileceği festivalde Toplumsal Hafıza, Güncelin İzinde, Belgesel Gözü, Panorama, Derin Bakış olmak üzere beş ana bölüm yer alıyor. Festivalde Afrika, Asya ve Amerika’dan adını çok duymadığımız coğrafyaların sineması İstanbullu sinemaseverlerle buluşacak. Filmler Beyoğlu Sineması, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Kadıköy Moda Sineması’ndan ücretsiz olarak takip edilebilir.


Daha ayrıntılı bilgiyi http://www.bilsinfest.org/ adresinden bulabilirsiniz.