Senaryosu Sadık Şendil tarafından yazılan, Ertem Eğilmez'in
yönettiği 1977 yapımı Gülen Gözler filmini hepimiz en az bir kez izlemişizdir. Oradaki
‘çılgın damat adayı' tiplemesindeki Vecihi'yi Şener Şen başarıyla
canlandırmıştı. Hani şu ‘pırpır'ıyla sevdiği kızın evinin üzerinde uçarken
ortalığı birbirine katan sakar âşık! Esasen yaşamış, gerçek bir karakter
ustalıkla eklemlenmişti hikâyeye. Vecihi, pek çok ilkleri yapmış çılgın bir
havacımızdı. Dün, Kadıköy Kızıltoprak'ta Vecihi Hürkuş Anıtı açıldı.
Vecihi Hürkuş, hayatı macera ve enteresanlıklarla dolu
muhteşem bir adam aslında. 73 yıllık ömründe, birden fazla hayata ancak
sığabilecek serencamı var Hürkuş’un. İtiraf etmek gerekirse, Vecihi’nin
hayatının başlı başına filme alınmasını yıllardan beri hep istemiş, bu işi
yapabilecek dostlarımın her birine en az bir kere bundan bahsetmişimdir.
18 Ocak 1896'da Dersaadet'te doğan Vecihi, orta
halli ama kalabalık bir ailenin mensubu. Üç yaşında iken gümrük memuru babasını
kaybediyor ve çocukluğu amcalar, halalar, enişteler, yengeler, ağabeyler ve
ablaların içinde geçiyor. 1912'de (16 yaşında) Balkan Harbi'ne eniştesi Kurmay
Albay Kemal Bey'in yanında gönüllü olarak katılıyor ve harbin sonunda esir
kampına kumandan oluyor. Ama çocukluktan beri içinde hep ‘Tayyareci' olmak var.
Yaşı küçük olduğundan makinist mektebine alıyorlar Vecihi'yi, buradan Küçük
Zabit (Gedikli/Astsubay) olarak mezun oluyor. Makinist olarak Birinci Dünya
Savaşı'nda Bağdat cephesine gönderiliyor sonra. Orada 2 Şubat 1916 tarihinde
bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul'a dönüyor.
Yeşilköy'deki Tayyare Mektebi'ne girerek tayyareci
hayallerini gerçekleştiriyor. 1917 sonbaharında Kafkas Cephesi'ne, 7. Tayyare
Bölüğü'ne atanıyor ve bir Rus uçağı düşürerek Kafkas Cephesi'nde uçak düşüren
ilk tayyareci oluyor. Ancak Ekim 1917'de Ruslar düşürüyor uçağını, teslim
etmemek için kendi eliyle ateşe veriyor uçağını ve bu olay onda büyük acıya
neden oluyor.
Esir olarak Hazar Denizi'ndeki Nargin Adası'na gönderilince,
kısa süre sonra adadan yüzerek kaçıyor pilot Vecihi. İran'da karaya çıkıyor ve
2,5 ayda yaya olarak Süleymaniye üzerinden Musul'a geliyor. İstanbul'a ancak
harbin sonlarında dönüyor ama yine cepheden cepheye koşup, İstiklal Harbi'ne
hemen her cephede katılıyor. Sonrası film şeridi gibi… İlk sivil pilot oluyor,
ilk uçağı yapma hikâyesi enteresan.
Ganimet olarak Yunanlılardan ellerine geçen pek çok motordan
yararlanarak projesini hazırlayıp ilk uçağı Vecihi K VI'yı imal ediyor. Uçağı
için uçuş müsaadesi isteyince, uçabilirlik sertifikası için bir teknik heyet
oluşturuluyor, ancak teknik heyetin içerisinde tayyareyi uçuracak ve kontrol
edecek personel bulunmadığından gecikiyor. Sonunda teknik heyetten birinin
"Vecihi, biz sana bu lisansı veremeyiz, uçağına güveniyorsan atla, uç,
bizi de kurtar" sözü üzerine Hürkuş,
28 Ocak 1925'de uçağı Vecihi K VI ile ilk uçuşunu yapıyor.
İlk Türk uçağını yapıyor ve kendi ismini koyuyor; Vecihi!
İzin almadan uçtuğu için cezalandırılıyor ve başlıyor talihsizliği.
İzin almadan uçtuğu için cezalandırılınca, istifa ederek
hava kuvvetlerinden ayrılıp Ankara'ya gidiyor ve kurulmakta olan Türk Tayyare
Cemiyeti'ne (T.T.C.) katılıyor. Hürkuş, yaptığı uçağını geri alıp, T.T.C.'nin
bağış toplama faaliyetlerinde kullanarak halka havacılık sevgisini aşılamak
istiyor ama uçağını geri almayı başaramıyor.
Dahiyane bir fikir daha geliyor aklına, bağış toplamak için
bir madalya tüzüğü hazırlıyor. Bağışa göre bronz, gümüş, altın ve elmaslı
madalya verilecek, 10.000 TL bağışlayanın adı da alınacak uçağa ad olarak
verilecek. Türk Tayyare Cemiyetine ilk yardım Ceyhan ilçesinden gelmiş, 10.000
TL telgrafla bağışlanmış, alınan ilk uçağa da Ceyhan adı veriliyor.
 |
| Film gibi bir hayat |
Hürkuş'un uçakla yurtiçi bağış gezileri de bu uçakla başlıyor.
Yurtdışına eğitime ve savaş uçağı üretimi kurslarına
gönderilince Avrupalıların uçaklarındaki eksiklikleri görüp bunu rapor ediyor.
Devlet eli ayağı durmayan kıpır kıpır bu adamı bir türlü durduramayınca hep
pasif görevler verir ama Vecihi iki ay ücretsiz olarak uzatıp Kadıköy'de bir
keresteci dükkânını kiralayarak, üç ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında
ikinci uçağı Vecihi XIV uçağını yaptığında tarih 1930'dur.
 |
| Mütevazı cenaze namazı |
Gösteri uçuşu devlet yetkilileri tarafından pek
beğenilmesine rağmen Vecihi'ye uçuş izni verilmiyor nedense. İlk havayolu
kargosunu, ilk havacılık reklamcılığını, ilk sivil hava taşımacılığını hep
Vecihi yapar. Ancak takdir göreceği yerde, hep engelle karşılaşır, maddi/manevi
davalarla karşı karşıya kalır ve perişan olur. Bunun üzerine 29 Ekim 1936'da
yeğeni Eribe'nin paraşütünün açılmaması nedeniyle düşüp şehit olması onu tamamen
yıkar. 1954'te kurduğu (ilk sivil) Hürkuş Hava Yolları sudan bahanelerle
kapatılır, Ziraat Bankası'ndan çok büyük kredi aldığı için çok zor durumda
kalır. Hayatının sonlarında çok sıkıntı çekmiş, borçlandırılmış, icra
takipleri, davalar nedeniyle vatana hizmet tertibinden kendisine bağlanan çok
yetersiz maaşına bile haciz konulmuştur.
16 Temmuz 1969'da, Apollo 11 Ay'a indiği gün, hüzün ve
yokluk içinde hayata gözlerini yumar Vecihi Hürkuş. Mekânı cennet olsun.