28 Kasım 2014 Cuma

Ölüm Alfabesi: Tehlikeli oyunlar

İnsanoğlunun bilinmezliğe olan merakı çoğu zaman başına iş açıyor. Belki de bu sıkıntılı süreci hiç başlatmamak için mevzuyla alakalı tüm hikâyeler ciddi bir tutuculuk içerir. Varlığın görünen yüzündeki hikmeti idrak etmek yerine, görünmeyen üzerine kafa yorup gereksiz vesveselerle hayatı zindan etmeyi başaran yine insanoğlunun bizzat kendisi oluyor.

Ouija – Ölüm Alfabesi, sinemanın daha önce belki bin kez ele aldığı ‘öteler’ ile iletişim kurma merakı konusuna araçları ön plana çıkararak yeni bir açılım getir-e-meyen korku filmlerinden biri. Korkular ile kültürler arasında inanç farklılıklarından dolayı ciddi ve sıkı bir ilişki olduğu malum. Bu ilişki sebebiyledir ki, bir kültürde ödü patlatan kimi imge ve araçlar başka kültür için hiçbir anlam ifade etmeyebiliyor. Ölüm Alfabesi, ‘gayb’ âlemiyle iletişim kurmaya çalışan bir iletişim tahtası etrafında gelişen korku hikâyesi.


Biraz da Hasbro’dan bahsetmek lazım sanırım. Hassenfeld Kardeşler tarafından neredeyse 100 yıl önce, 1923’te Amerika’da kurulan oyuncak şirketi olan Hasbro, bugün dünyanın her yanına dağılmış 10 binden fazla çalışanıyla durmaksızın oyun ve oyuncak üretiyor. Bu çok uluslu şirket popüler olan ne varsa alıp bir şekilde oyun ve oyuncağa dönüştürmeyi başarıyor. Ünlü çizgi şirketi Marvel ile anlaşmaları var. Transformers’ın hakları onlarda, Star Wars oyun ve oyuncaklarını da onlar yapıyorlar. Ouija, bir Hasbro oyunu olarak özellikle Amerika’da çok popüler. Şirket ölüm ve ahiret gibi kavramları da oyun ve oyuncak yapabilecek bir ticari zekâya sahip. İşte filmimiz bu oyundan yola çıkılarak yazılmış.

Mevzu şu: Çocukluk arkadaşı Debbie’nin ani ölümünden sonra Laine, Debbie’nin arkadaşı Pete ile birlikte odasında antika bir ‘ruh çağırma tahtası’ keşfeder ve en yakın dostuna hoşça kal demek için onu kullanmaya çalışır. Meraklı genç kız sorular sormaya başlayınca, mesele şekil değiştirmeye ve Debbie’nin ölümündeki gizem ortaya çıkmaya başlar. Laine tahtanın sahibi olan ruhun kendisine DZ dediğini fark eder. Dahası, çağrılan şey her neyse pek gitmeye de niyetli değildir.


Klasik ‘ruh çağırma’ hikâyesine polisiye ve gizem unsuru da eklemeyi deneyen film pek çok açıdan sorunlu.

Filmin yönetmeni Stiles White aslında bir teknik eleman. Pek çok önemli filmin özel efekt ekibinde yer almış. Özellikle Altıncı His ve Kehanet White’ın yer aldığı mühim filmler arasında bulunuyor. Hollywood korku sinemasının popüler isimlerinden olan Juliet Snowden ile beraber yazmışlar senaryoyu. Ölüm Alfabesi Amerikan korku sinemasının klasik sınırlarını aşamadığı gibi, klişe sahnelere takılmayı da çok dert etmiyor.

İhtimal ki çektiklerini ‘masada’ kurtarabileceğinden emin olan yönetmen, meselenin diğer kısımlarını çok fazla önemsemeden yapmış filmini. Bu sebeple Ölüm Alfabesi, pek çok aksayan yönünü ses ve görüntü efektiyle yamayarak kurtarmayı deniyor ama hikâyenin dağınıklığı, meseleyi (Hollywood standartlarında bile) son derece yüzeysel ele alışıyla değerinden çok şey yitiriyor.


Filmin kendine muhatap aldığı kitle şüphesiz çok derinlikli bir şey beklemiyor ancak yine de belli standartları olan bir alanda kamera hareket ettiriyor Ölüm Alfabesi. Teknik ve görsel yönden belli bir seviye tutturmayı başaran film, onun dışında kalan tüm yönlerden geçer not alamıyor maalesef.

Önünü çarptığı kafasının arkasından kan boşalması gibi görsel tutarsızlıklar neyse de, filmin en gerilimli planlarındaki akla ziyan diyaloglar sadece seyir keyfini yerle bir etmiyor, aynı zamanda güçlükle bir nebze yükseltebildiği ilgiye de zarar veriyor!


Klasik Batı tipi ruh-cin çağırma hikâyelerine ve evdeki eşyaların bir anda nasıl düşmana dönüşebileceğine dair hâlâ merakı olanları tatmin edebilecek zayıf bir film Ölüm Alfabesi.

Film Tavsiyesi: Gökkuşağı Savaşçıları

2011 yapımı bir film Gökkuşağı Savaşçıları. 276 dakika, yani 4 buçuk saate yakın. Bu nedenle filmi ikiye bölmüşler.  Orijinal ismi: Sàidékè Balái. Taiwan yapımı film, ülkesinin en pahalı prodüksiyonu aynı zamanda. Sert mi sert ama bir o kadar da etkileyici bir film. Biraz Chi Bi, biraz Braveheart karışımı gibi diyeyim de belki bir tarz oluşur zihinlerde.


Seediq Bale halkının işgalci Japonlara karşı başkaldırışını anlatan bir Wei te-Sheng filmi. Tamamen yaşanmış olaylardan yola çıkılarak çekilen filmin anlatımındaki sertliği seyirci kitlesini daraltsa da, müziği ve oyunculuklarıyla tam bir epik film.