7 Ekim 2013 Pazartesi

Riddick: Karanlıkta av


2000 yapımı bir bilim-kurgu filmi olan Pitch Black-Zifiri Karanlık (Ülkemizde Derin Karanlık ismiyle gösterildi) kıymeti sonradan bilinen filmlerdendi. Geçmişinde Sinek gibi parıltılı film senaryoları olan Jim Wheat’ın yazdığı senaryo o dönem yeni yeni meşhur olmaya başlayan Vin Diesel’in (O zaman iyi bir şoför olduğu meçhuldü) aynı zamanda intergalaktik bir (anti) kahraman olabileceğini göstermişti. Film senaryosu gereği net olarak tek bir kahraman üzerine yoğunlaşmasa da, Diesel’in performansı ve karakter dozunun iyi tutturulması Richard B. Riddick’i ön plana itmişti.

Derin Karanlık her ne kadar özgün olmasa da, yeni nesil tür meraklıları ve Diesel hayranları için yeterince iyi bir filmdi. Ki, bu nedenle odağına kahramanı Riddick’i alıp seri olarak devam etti. Riddick Günlükleri’nden (2004) sonra bu kez Riddick ile kahramanımız yine karşımızda.

Aslında karakteri oluşturanlar ne düşündüler tam olarak bilemiyorum ama yola, bir anti-kahraman çıkarmak için çıkıldığı çok belli olan Riddick karakteri, belli ki John Rambo gibi bir modelleme ile üretilmişti. Ki 2004 yapımı filmde canının derdine düşmüşken, küresel bir terörist tarikatı yok ederken bulmuştuk onu.


Riddick’te projenin aslî sahiplerinden olan David Twoty yine yönetmen koltuğunda. Hikaye bir önceki filmden devam ediyor. Kuş uçmaz, kervan geçmez, güneşi, kumsalı olmayan kapkaranlık bir gezegene ölüme terkedildiğini anlayan Riddick, kısa sürede bırakıldığı bu tekinsiz ortamı keşfe çıkar. Sanki birkaç milyon yıl öncesinin dünyasına benzeyen bu alemde yaşayan her şey onun için tehlike arz etmektedir ama kısa sürede yeni habitatına alışır. Ancak, kurduğu mütevazı ve tehlikeli dünyadan kurtulmak için çok daha tehlikeli bir planı vardır; düşmanı kullanmak. Kısa süre sonra paralı askerler bulunduğu gezegene inerler. Ancak, hem tehlikeli tuhaf yaratıkları, hem askerleri alt etmek bu kez kolay olmayacaktır.

Riddick’in en büyük eksikliği ve üstünlüğü başrol oyuncusu. Vin Diesel’in sahip olduğu yeteneklere göre şekillendiği çok belirgin olan film, serinin önceki örneklerinde olduğu gibi özgünlük gibi bir derdi taşımıyor. Bu nedenle, Riddick kimi zaman Mad Max, kimi zaman Rambo, az buçuk Jurassic park, çoğunlukla da Alien’den esintiler taşıyor. En bariz fark ise diyalogdan ziyade aksiyona sığınması.


Meseleyi uzun bir süre iç ses / ‘voice over’ ile idare eden Riddick’te diyalog yok denebilecek kadar az. Kötü adamların klişe muhabbetleri ve çatışma esnasındaki bağırış çağırışlar dışında kimsenin konuşmaya niyeti de ihtiyacı da yok Riddick’te. Aslında bu durum tamamen bilinçsiz değil, tam aksine, topu başrol oyuncusunun üstün olduğu alana çekerek bedensel karizmasından üst düzeyde istifade etmek amacı taşıyor. Hakkını teslim edelim; Vin Diesel de kendisinden bekleneni ziyadesiyle veriyor. Yoksa, meselenin ‘diyaloglu oyun’ kısım filmi hem düşürecek, hem de Diesel’in karizmasına halel getirecekti. Sanırım bunu zaten klasik Vin Diesel hayranları istemezlerdi.
John Rambo gibi yalnız, hissiz ve bir şekilde başının çaresine bakan anti-kahraman Riddick,  kurguladığı atmosfer ile de oldukça karanlık kalmaya devam ediyor. Bu durum iki önemli üstünlük sağlıyor filme; ilki kahramanımız karanlıkta marifetlerini gösterebilmesi, ikincisi ise neredeyse tüm olup bitenlerin ‘Green Box’ önünde geçmesi. Gündüz neredeyse kör olan Riddick’in gece görüşüyle beraber kahramana dönüşürken zaaf bir anda üstünlük oluveriyor.

Koca gezegende kendi türünden kimsenin olmaması, filmin giriş kısmını kafa sesiyle bol bol bilgilendirici metin eşliğinde ilerletirken, bir tür ‘post-dökümanter’ hissi de vermeyi başarıyor. İlk düşmanı tabiat şartları ve tuhaf yaratıklar olan Riddick, kurtuluş kararıyla beraber klasik iyi asker-kötü asker sarmalının içine giriyor ve daha önce pek çok filmde rastladığımız türden bir kurtuluş öyküsüne avdet ediyor.


Yapısı gereği epey karanlık olan film, özellikle kapalı alan sahnelerinin uzun tutulmasıyla bu tarzı bilmeyenlerin çok hoşlanacağı türden bir şey değil. Ancak, özellikle Diesel hayranları ve bu tür film meraklıları için yeterince doyurucu. Sadece Facebook’daki 45 milyon hayranı izlese bile yeter sanırım.

Diesel aslında kariyerini bir şekilde sağlama almış gibi duruyor. Yeni projeler, yeni karakterler ile risk almak yerine Fast&Furious ve xXx serisine yenilerini ekleyerek ilerlediği bu yolda, Riddick de var olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Finalin ucunu açık bırakarak yeni maceralar için kapının aralık kılması sağlanıyor.


Bir bilim-kurgu filmi yerine, aksiyon türünün örneği olarak izlendiğinde daha az sıkıntı verecek bir film Riddick.