2000 yapımı bir bilim-kurgu filmi olan Pitch Black-Zifiri
Karanlık (Ülkemizde Derin Karanlık ismiyle gösterildi) kıymeti sonradan bilinen
filmlerdendi. Geçmişinde Sinek gibi parıltılı film senaryoları olan Jim
Wheat’ın yazdığı senaryo o dönem yeni yeni meşhur olmaya başlayan Vin Diesel’in
(O zaman iyi bir şoför olduğu meçhuldü) aynı zamanda intergalaktik bir (anti) kahraman
olabileceğini göstermişti. Film senaryosu gereği net olarak tek bir kahraman
üzerine yoğunlaşmasa da, Diesel’in performansı ve karakter dozunun iyi
tutturulması Richard B. Riddick’i ön plana itmişti.
Derin Karanlık her ne kadar özgün olmasa da, yeni nesil tür
meraklıları ve Diesel hayranları için yeterince iyi bir filmdi. Ki, bu nedenle odağına
kahramanı Riddick’i alıp seri olarak devam etti. Riddick Günlükleri’nden (2004)
sonra bu kez Riddick ile kahramanımız yine karşımızda.
Aslında karakteri oluşturanlar ne düşündüler tam olarak
bilemiyorum ama yola, bir anti-kahraman çıkarmak için çıkıldığı çok belli olan
Riddick karakteri, belli ki John Rambo gibi bir modelleme ile üretilmişti. Ki
2004 yapımı filmde canının derdine düşmüşken, küresel bir terörist tarikatı yok
ederken bulmuştuk onu.
Riddick’te projenin aslî sahiplerinden olan David Twoty yine
yönetmen koltuğunda. Hikaye bir önceki filmden devam ediyor. Kuş uçmaz, kervan
geçmez, güneşi, kumsalı olmayan kapkaranlık bir gezegene ölüme terkedildiğini
anlayan Riddick, kısa sürede bırakıldığı bu tekinsiz ortamı keşfe çıkar. Sanki
birkaç milyon yıl öncesinin dünyasına benzeyen bu alemde yaşayan her şey onun
için tehlike arz etmektedir ama kısa sürede yeni habitatına alışır. Ancak,
kurduğu mütevazı ve tehlikeli dünyadan kurtulmak için çok daha tehlikeli bir
planı vardır; düşmanı kullanmak. Kısa süre sonra paralı askerler bulunduğu
gezegene inerler. Ancak, hem tehlikeli tuhaf yaratıkları, hem askerleri alt
etmek bu kez kolay olmayacaktır.
Riddick’in en büyük eksikliği ve üstünlüğü başrol oyuncusu.
Vin Diesel’in sahip olduğu yeteneklere göre şekillendiği çok belirgin olan
film, serinin önceki örneklerinde olduğu gibi özgünlük gibi bir derdi
taşımıyor. Bu nedenle, Riddick kimi zaman Mad Max, kimi zaman Rambo, az buçuk
Jurassic park, çoğunlukla da Alien’den esintiler taşıyor. En bariz fark ise
diyalogdan ziyade aksiyona sığınması.
Meseleyi uzun bir süre iç ses / ‘voice over’ ile idare eden
Riddick’te diyalog yok denebilecek kadar az. Kötü adamların klişe muhabbetleri
ve çatışma esnasındaki bağırış çağırışlar dışında kimsenin konuşmaya niyeti de
ihtiyacı da yok Riddick’te. Aslında bu durum tamamen bilinçsiz değil, tam
aksine, topu başrol oyuncusunun üstün olduğu alana çekerek bedensel
karizmasından üst düzeyde istifade etmek amacı taşıyor. Hakkını teslim edelim;
Vin Diesel de kendisinden bekleneni ziyadesiyle veriyor. Yoksa, meselenin
‘diyaloglu oyun’ kısım filmi hem düşürecek, hem de Diesel’in karizmasına halel
getirecekti. Sanırım bunu zaten klasik Vin Diesel hayranları istemezlerdi.
John Rambo gibi yalnız, hissiz ve bir şekilde başının
çaresine bakan anti-kahraman Riddick, kurguladığı
atmosfer ile de oldukça karanlık kalmaya devam ediyor. Bu durum iki önemli
üstünlük sağlıyor filme; ilki kahramanımız karanlıkta marifetlerini
gösterebilmesi, ikincisi ise neredeyse tüm olup bitenlerin ‘Green Box’ önünde
geçmesi. Gündüz neredeyse kör olan Riddick’in gece görüşüyle beraber kahramana
dönüşürken zaaf bir anda üstünlük oluveriyor.
Koca gezegende kendi türünden kimsenin olmaması, filmin
giriş kısmını kafa sesiyle bol bol bilgilendirici metin eşliğinde ilerletirken,
bir tür ‘post-dökümanter’ hissi de vermeyi başarıyor. İlk düşmanı tabiat
şartları ve tuhaf yaratıklar olan Riddick, kurtuluş kararıyla beraber klasik
iyi asker-kötü asker sarmalının içine giriyor ve daha önce pek çok filmde
rastladığımız türden bir kurtuluş öyküsüne avdet ediyor.
Yapısı gereği epey karanlık olan film, özellikle kapalı alan
sahnelerinin uzun tutulmasıyla bu tarzı bilmeyenlerin çok hoşlanacağı türden
bir şey değil. Ancak, özellikle Diesel hayranları ve bu tür film meraklıları
için yeterince doyurucu. Sadece Facebook’daki 45 milyon hayranı izlese bile
yeter sanırım.
Diesel aslında kariyerini bir şekilde sağlama almış gibi
duruyor. Yeni projeler, yeni karakterler ile risk almak yerine Fast&Furious
ve xXx serisine yenilerini ekleyerek ilerlediği bu yolda, Riddick de var olmaya
devam edecek gibi görünüyor.
Finalin ucunu açık bırakarak yeni maceralar için kapının
aralık kılması sağlanıyor.
Bir bilim-kurgu filmi yerine, aksiyon türünün örneği olarak
izlendiğinde daha az sıkıntı verecek bir film Riddick.



