23 Eylül 2012 Pazar

Güz-elleme...




Güz; ‘El’di.
Sıla oldu eylülle.
Düzeldi.
Yalan yok;
Güzeldi…


Nefes, ses olur hüzne döner!



Sevgili dostum Deniz Mistepe sayesinde keşfettim. İbrahim Maalouf yaşayan en önemli müzisyenlerden. Aslında yabancı biri değil, ünlü Amin Maalouf’un yeğeni. Müzisyen bir anne babanın (baba Nesim de trampetçi, annesi Nada piyanist) oğlu ve küçük yaştan itibaren müzikle içli dışlı bir sanatçı. Kullandığı enstrüman babasının icadı olan 4 pistonlu trompet. Dedesini ise şiirseverler bilirler; şair ve müzikolog Rüşdi Maalouf.

Lübnan’daki iç savaştan Fransa’ya kaçan bir ailenin evladı ve henüz 7 yaşında başlıyor trompet çalmaya. Babasından klasik, modern, barok; bütün tarzları öğrendikten sonra idrak etmenin akabinde kendi yorumlarını (Arap stili) ekliyor ve müziğinde hissedilir bir ‘Çöl hüznü’ hakim oluyor. Müzik kariyeri ise 17 yaşında başlıyor.


Mühim sanatçılarla, büyük konserlerde beraber çalıyor. Değişik festivallerde onlarca ödül alıyor İbrahim.

17 yaşında ilk bestesini yapan sanatçı, her fırsatta şunu söylüyor; ‘kendi kültürümden besleniyorum, eserlerimdeki etki de buradan geliyor.’

İlk albümünü 2007, ikincisini 2009’da çıkarıyor. Üçüncüsü ise 2011. Kasım 2012’de çıkaracağı albümün ismini de kendisi müjdeliyor; Rüzgar!

Müziğiyle katkıda bulunduğu albüm sayısının ise haddi hesabı yok.
Bir de müjde; sanatçı önümüzdeki Ekim ayının 9’unda Akbank Caz Festivali çerçevesinde İstanbul’da olacak.