Bergen’i hatırlayacaksınız. Hani ‘Acıların kadını’ olan
Bergen… Meseleyi groteskleştirmek için söylemiyorum bunu, tanımın tam karşılığıydı
gerçekten arabesk müziği sanatçısı.
PTT’de kendi halinde bir memur iken, aşık olup, kalbinin
peşinden gidince, önce pavyonlara düşen, ardından sevdiği adam tarafından,
şarkı söylerken yüzüne kezzap atılarak, yüzünün bir kısmı perişan, bir gözü kör
olan bahtsız şarkıcı. Ve üzücü son; yine sevdiği adam tarafından (Henüz 28
yaşındayken) kurşunlanarak öldürülüş…
Yüze kezzap atılma hadisesi, bir erkeğin kadına yapabileceği
belki de en büyük alçaklık olsa gerek. Ve maalesef Pakistan’da böylesi bir
alçaklık, erkeklerin kadınları cezalandırma yöntemi olmuş durumda. Her yıl 150’den
fazla kadın kocası ya da yakın akrabaları tarafından yüzüne kezzap atılarak
mahvediliyor.
Ne acı ki, yapanların yanına kâr kalıyor bu eylem. Üstelik
geçtiğimiz yıl salt bu konuyla ilgili kanun çıkarılmasına rağmen oluyor bunlar.
Ve Pakistanlı bir plastik cerrahın şu dedikleri insanın içini dağlıyor: "Bu
hastalara çok sayıda cerrahi ve plastik operasyon uyguluyoruz; ama ne yaparsak
yapalım gülümsemelerini geri getiremiyoruz."
Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy’un belgeseli
Saving Face işte bu kadınları anlatan bir belgesel. Geçtiğimiz yıl Oscar ödülü
alan film, iç acıtacak görüntülerle dolu. Hepsi gerçek, hepsi ayrı bir trajedi…
Pakistan’da bu suçlarla ilgili kurulan bir vakıf da var. Vakıf,
hem mağdur kadınlara yardım ve destek amacı güdüyor hem de bu suçun önlenmesi
adına kamuoyu oluşturmayı hedefliyor. Yönetmen Obaid-Chinoy, filmini bu
kuruluşun destek ve ortaklığıyla çekmiş.
İşin garip bir kısmı ise, belgesel tüm dünyada gösterildiği
halde, kendi ülkesinde gösterilemiyor. Bunun sebebi ise yeni korkular. Hem belgeselde
yer alan, kimlikleri bir şekilde açıklanan kadınların korkusu hem de yapılacak
yeni saldırılar için bir tür ‘hırsıza yol gösterme’ tedirginliği. Yönetmen,
biraz da bu sebeple ülkesine geri dönemiyor, epey zamandır başka ülkelerde
yaşıyor.



