![]() |
| Fransa 98'deki Romanya. Yarısı tanıdık olan takım şekil yapmıştı. |
Rakibimiz Romanya... Kaderin garip
tecellisi, Rumen futbol tarihi ile Türk futbol tarihi çok iç içe, birbiriyle
çok etkileşmiş iki tarihtir.
Misal, İlyas Datça desem kimse hatırlamaz belki ama Datcu
(Datku) ismini bilen çoktur. Yıllarca Fenerbahçe’nin kalesini koruyan bu
muhteşem adam, hem vatandaşımız olmuş, hem de futbol sonrası da ülkemizde
kalmıştı.
Losif Rotairu vardı mesela, Steua Bükreş’te 93 maçta 83 gol,
G. Saray’da iki senede 4 gol atabilmişti. Hele ki, bir Avrupa kupası çeyrek
final maçında, (1992) W. Bremen karşısında, boş kaleye o kadar gevşek vurmuştu
ki, top tıngır mıngır çamura saplanıp, çizgiyi geçememişti. Rotariu’nun
sonradan sonra bel fıtığı olduğunu öğrenmiş, usta çıkıkçılara belini çektirtmiştik
ama işe yaramamıştı.
![]() |
| Ilie Datcu |
Hagi’yi yazmaya gerek yok, onu ‘şair’ kategorisinde ele
almak lazım.
İlie, Filipescu, Popescu gibi isimlerden oluşan şahane bir
paket gelmişti yine G. Saray’a. Bu oyuncuların da büyük emeğiyle Sarı
Kırmızılılar yıllar boyu başarıdan başarıya koşmuş ve UEFA Kupası gelmişti. Pakete
sonradan eklenildiğinden ciddi endişe ettiğimiz Lutu ise, her ne kadar ‘yeni
Hagi’ diye ambalajlansa da 3 maç oynayıp ülkesine dönmüştü.
Seri katil sükûnetinde olan Filipescu, medyadan rahatsızlık
duyup erken gidenlerden oldu.
Topa beyniyle vuran bir dehaydı Popescu. Hagi’nin
bacanağıydı. G. Saray’dan ayrıldıktan sonra geçmişte ajanlık işlerine filan
bulaştı diye epey gürültü çıkarmıştı.
‘Buz adam’ Adrian ilie bir Beşiktaş maçında 3 gol atarak
tarihe geçerken, Valencia ve Deportivo’nun ardından Beşiktaş’a gelmiş, kanında
tespit edilen bir hastalıktan dolayı buradaki kariyeri bitmişti.
Ali Şen başkan, Adrian İlie’yi görünce beğenmiş ve kardeşi Sabin’i
büyük paralar dökerek getirtmiş lakin verim alamamıştı. Sarı lacivertli takımda
bir sezon bile tutunamamış, toplam 3 gol ile gitmişti. Sonra iki sezon oynadığı
Valencia’da ‘sıfır’ çekerek, ‘biz yine şanslıymışız’ hissi yaşatmıştı.
Tamaş, Petre, Bratu gibi düz oyuncular da iz bırakmadan geçtiler
çim sahalarımızdan.
Moldovan vardı, pek futbolcu gibi görünmezdi ama iyi adamdı.
İki sezonda 30’dan fazla gol ile Sarı Lacivertlilerin gönüllerinde taht
kurmuştu.
Maldaraşanu’nun adı görkemliydi ama o da ‘sıfır’ çekerek gitti
ülkemizden.
![]() |
| Kadıköy Panteri Pancu |
Pancu unutulmazlar arasındadır. Bir Fenerbahçe maçıydı ve
Beşiktaş deplasmanda zor durumlara düşüyordu. Tümer’in yerine girdi ve Siyah Beyazlılar bir
gol atıp durumu 3-2 yapmıştı. Ne yazık ki Cordoba’nın penaltı yapıp oyundan
atılmasıyla, oyuncu değişikliği tamamlamış olan takımında kaleye geçmek
durumunda kalmış ve Alex’in gol vuruşunu çelememişti. Ancak bu dakikadan sonra Fenerbahçe
füzelerini birer birer çıkarmayı başarmıştı. Pek çok kimse o ana kadar
Pancu’nun kariyerine kaleci olarak başladığını bilmiyordu tabi. Eksik Beşiktaş,
o gün F. Bahçe’yi Kadıköy’de 4-3 yenmeyi başarmış ve Pancu’nun adı ‘Kadıköy
Panteri’ olarak kalmıştı.
![]() |
| Daniel Timofte |
Timofte vardı bir de; Samsunsporlu. Yaklaşık 10 yıl boyunca
bu takımın iskeletini oluşturan en önemli isimdi. Son yıllarında peşini
bırakmayan sakatlıklar onu alkolik yapmıştı ve maalesef futboldan kopmuştu.
Ne diyorduk biz, koptuk sanki! Evet, rakibimiz Romanya, maç
bildiğiniz gibiydi. Bize bu anıları yaşattıkları için Abdullah Avcı ve
talebelerine teşekkür ederiz.
NOT: Bu yazı Türkiye-Romanya maçı esnasında gazete için yazıldı, gazete (haklı olarak) yayınlamaya değer bulmadı, zira maçtan başka şeyler anlatıyordu.










