Recep İvedik serisi sinema ve izleyici profili olarak Yeşilçam için bir ilerilik değil, gerilik sayılabilir. Ki serinin üçüncü ve son örneği bunun apaçık kanıtı olarak vizyondaki yerini aldı. Üzgünüm, artık ‘bir daha tövbe’ diyorum.
Mizah sanatın her alanında olduğu gibi, sinemanın da bidayetinden beri varlığını sürdüren bir tür. Lumierre Kardeşler’in ilk gösterimini yaptığı ‘Bir trenin gara girişi’ meşhurdur ama dönemin seyircilerinin en çok ilgi gösterdiği, sektör tabiriyle; en çok gişe yapan filmleri ‘Sulanan bahçıvan’ isimli bir komedileridir.
Özellikle sessiz sinema döneminde izleyiciden en ölçülebilir reaksiyon göstergesi kahkaha idi. Chaplin, Lylod gibi yedinci sanatın ilk starları da bu türden çıkmıştı.
Keza Türk sinemasının ilk dönemi her ne kadar -neredeyse- hiçbir orijinallik içermese de, Chaplin karakterinden yola çıkılarak türetilen ‘Bican Efendi’ tiplemesi de yine bir mizah karakteriydi. Ki bu karakterin tutması neticesinde seriye dönüştü Bican Efendi.
Sinema tarihine sakin bir bakış atıldığında özellikle komedi tiplemeleriyle starlığa ulaşan karakterin bilinçli bir etüt sonucu oluşmadığını görüyoruz. Feridun Karakaya’nın canlandırdığı ‘Cilalı İbo’ tiplemesi bir Zeki Müren filmindeki yan karakterdi mesela. Yine Türk insanının yıllar yılı benimseyip onun için sinemaya koştuğu Turist Ömer de başlangıçta bağımsız bir karakter olarak kurgulanmadı. Ayhan Işık’ın başrolünü oynadığı ‘Helal Olsun Ali Abi’ filminde komik ve baskın bir yan karakterdi Turist Ömer.
Şüphesiz Türk sineması ve mizah kelimeleri yan yana geldiğinde listenin tepesine oturacak tek isim Kemal Sunal’dır. Yeşilçam’ın ‘Şaban’ı da sinemaya bilinçli bir mizah figürü olarak girmedi. Hatta oynadığı ilk oyun olan Deli İbrahim’de üstlendiği celladın yardımcısı rolünde repliği bile yoktu. Ama tiyatro izleyicisi bu genç komik adama o kadar güldü ki, usta yönetmen Ertem Eğilmez bunu görüp Sunal’ı Tatlı Dillim ve Yalancı Yarim filmlerinde bir çeşit test figürü olarak denedi.
Sonuç muhteşem çıkmıştı ve Salako tiplemesi Kemal Sunal’ı Türk halkının gönül tahtına yerleştirdi. Gerisi zaten çorap söküğü gibi gelmişti. Malum başta Şaban ismi olmak üzere, mesele ne olursa olsun perdede katıksız bir komik adam vardı ve izleyiciyi yerlere yatırmayı başarıyordu. O kadar ki, Türk sineması ağır melodramlarla coştuğu dönemde de, erotik film furyasında yerlere yattığı dönemde de, siyasal sorunlar ve kadın sorunları konulu filmlerde darmadağın olduğu dönemde de Kemal Sunal filmleri hep ilgi gördü, beğenildi.
Aslında Chaplin’in yerelleştirilmiş karşılığı Bican Efendi’de de, Cilalı İbo’da da, Turist Ömer’de de gizli gibi duran aşikâr bir nokta, Şaban’da da vardı: Katıksız bir anti kahraman... Donanımsız, birikimsiz, eğitimsiz, aptallık derecesinde saf ama bir o kadar da yenilmez ve hazırcevap.
Bana sorarsanız Kemal Sunal filmlerinin sayısız kez tekrar tekrar izlenmesinde de bu gerçek gizli. Şaban filmlerinde bir tür masal tadı var ve seyirci tıpkı büyük annesinden aynı masalı bıkmadan defalarca dinlemesi gibi usanmadan izliyor Kemal Sunal komedilerini. Ve elbette en safımızın bile ‘yuh artık bu kadar da olmaz’ dediği inanılmaz saflıklar!
Toplumun ortalama bir bireyine karşılık düşen karakterin en olmadık kızların kalbini çalması, en yenilmez zalimleri alt etmesi, başta Keloğlan olmak üzere neredeyse tüm masallarımızda yok mudur?
Açıkçası Cem Yılmaz’ın G.O.R.A ve A.R.O.G’undaki Arif Işık tiplemesi bu saydığım karakterlerin günümüze uyarlanmasından başka bir şey değildi. Özünde saf, biraz aptal, ancak mücadeleci ve sonunda kazanan halk kahramanı Arif! Açıkçası Cem Yılmaz geçmişin bu tütsülü formülünü iyi çözmüş ve zekice güncellemeler ile izleyicinin kalbini kazanmıştı.
Üzülerek ifade etmek isterim ki Şahan Gökbakar’ın Recep İvedik’i birçok açıdan bu örneklerden ayrılıyor. Birincisi Recep bilinçli oluşturulmuş bir televizyon karakteriydi. İkincisi ve en önemlisi İvedik asla Turist Ömer gibi bir tip değildi, Cilalı İbo ise hiç olamazdı. Çıkarcı, kaba saba, mizah anlayışı ‘hırt’ olan bir zontadan başka bir şey değildi Recep İvedik. Bu perspektiften bakıldığında Recep İvedik serisi sinema ve izleyici profili olarak Yeşilçam için bir ilerilik değil, gerilik sayılabilir. Ki serinin üçüncü ve son örneği bunun apaçık kanıtı olarak vizyondaki yerini aldı. Naiflikten habersiz, kaba saba, palas pandıras, birçok yönüyle cazip olmayıp, hatta itici sayılabilecek bu tiplemenin nasıl olur da bu kadar ilgi gördüğünü salt sinema parametreleriyle çözümlemek zannımca mümkün değil. Epey miktarda bilimsel katkıya ihtiyaç duyuyor insan.
Tüm bu çerçeveden bakıldığında her ne kadar Şahan Gökbakar’ın hedef kitle yaşını bilinçli olarak düşürdüğü belli olsa da, daha ilk baştan ‘defolu üretim’ bir karakter Recep İvedik. Yine çok gişe yapar mı bilmem ama, zaten sinematografik bir ederi olmayan seriye, ahlaki, etik ve insani olarak da denizin bittiğini gösteriyor Recep İvedik 3... Sevememiştim, sevemedim ve son örnekte ise ‘bir daha tövbe’ dediğim bir film oldu Recep İvedik. Üzgünüm…
Recep İvedik 3
Yönetmen: Togan Gökbakar
Oyuncular: Şahan Gökbakar, Zeynep Çamcı, Mehmet Yumurtacı, Sevim Yatlılar, Deniz Bozkurt, Oktay Dener
Tür: Komedi
Süre: 107 dakika
2010, Türkiye





