Türkan Saylan toprağa karışmış bir kişi. Arkasından konuşmak elbette bize yakışmaz. Ancak ülkemizdeki belli bir grubun Saylan’dan azize çıkarmaya çalıştığını da biliyoruz. Malum, son olarak onun ismini taşıyan bir TV dizisi çekiyorlar.
Özellikle internet ortamında hiç de küçümsenmeyecek bir grup da bu durumdan rahatsız… Hatta bu diziye karşı kampanyalar filan düzenliyor…
Ki ben karşıyım bu tür kampanyalara… Başkasının sözünü kesmesindense, kendi söyleyecek sözü olmalı insanın bence…
Zira ben biliyorum ki, isimsiz binlerce, milyonlarca Türkan Saylan’dan daha azize ve daha kutsal kadın var bu ülkede. Ancak gelin görün ki, aldıkları terbiye ve edepleri gereği hep mütevazı ve mahcuplar…
Muhibe Anne de bunlardan sadece biri.
Çok ilginç bir kişiliktir Muhibe anne!
1933 doğumlu, yani tamı tamına 77 yaşında. Oğlunun işinden dolayı yaklaşık 10 yıldır Amerika’da yaşıyor. Benim de orada bulunduğum sırada evine konuk olmak, menkıbelerini dinlemek, yemeklerini yemek, dualarını almak nasip oldu çok şükür. Tek kelime İngilizce bilmez Muhibe Anne. Ama her hafta sokaktaki Amerikalı komşularıyla çayda bir araya gelir, artık hangi dili konuşursa, anlaşır onlarla. Arkadaşım diyor ki, ‘beni çok şaşırtıyor, komşularımız hakkında en sağlıklı bilgileri o veriyor. Filancanın kocası savcı imiş, falancanın oğlu okula başlıyor bu sene’ gibi…
Bir gün evde ondan başka kimse yokken kapı zili çalmış. Açmış Mevhibe Anne. İki tane Yehova Şahidi. Adamlar bilmiyorlar tabi başlamışlar İngilizce bir şeyler anlatmaya. Muhibe Anne de başlamış Kelime-i Şahadet getirmeye. Adamlar tam 20 dakika konuşmuşlar, Muhibe Anne de 20 dakika ‘Eşhedüannaaaa’ diye devam etmiş. Sonunda herifler pes edip çekip gitmiş. Diyor ki Muhibe Anne; “5 dakika daha dursalardı Allah’ın izniyle Müslüman olacaklardı!’
Diyeceksiniz ki, iyi güzel de, referandum ile Muhibe Teyze’nin ne alakası var?
Anlatayım…
Referandum öncesi Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, ‘İmkan olsa ölüleri bile mezardan kaldırmak lazım’ lafını duyunca duramamış. Oğluna, ‘Beni ülkeme götüreceksin’ diye tutturmuş. Virginia nere, Türkiye nere!!!
Kolay mı gelmek?
Ama Nuh diyor peygamber demiyormuş Muhibe Anne.. Sonunda arkadaşım dayanamamış ve bir haftalık iş izni alarak annesini alıp Türkiye’ye gelmiş.
Macera bitmiyor tabi. Havaalanında oy kullandırtmamışlar ona. ‘Kaydın burada değil, Ankara’da demişler… Seçimden bir gün önce İstanbul’da kalıp seçim günü Ankara’ya gitme niyetindeymiş. Ne acı ki, akşam abdest alırken banyoda ayağı kaymış ve kolu kırılmış 77 yaşındaki annemizin. Acı içinde kıvranmış, kolu alçıya alınmış. Doktor mutlak istirahat demiş ama kim dinler ki?
Seçim sabahı binmiş arabaya, gitmiş Ankara’ya ve oyunu kullanmış… ben bu satırları yazarken gülümsüyordu yüzü eminim… 77 yaşın verdiği huzur ve tevekkül ile üzerine düşen vazifeyi yapmanın rahatlığıyla acılarını çoktan unutmuş durumda…
Şimdi ekranlara bakıyorum, yenilgi şaşkınlığı ile ‘neden böyle oldu’nun cevabını arıyor bazı partiler. Her seçimde milletten yedikleri tokat ile sersemleyen siyasiler için çok önemli ve hikmetli bir gerçekliktir Muhibe Anne’nin hikayesi…
Akledenler için çok da ibretler vardır tabii…
