
Biliyorum gündemimiz yoğun. Dünyanın her türlü hali ile ülkemizin her zamanki hali birleşince bir yazar için işlerin kesat olması mümkün değil. Dahası, okurunuz yılların verdiği alışkanlık ile bekler sizden gündeme dair görüşlerinizi.
Sözgelimi Genelkurmay Başkanı'nın toplantısına dair, dağ başında akreditasyona dair, Ergenekon günlüklerine dair, 'holding medyası'nın internet uzantısı ile Ergenekoncular arasındaki pek işaret edilmeyen işbirliğine dair fikirlerinizi merak eder...
Biz ki, güzelim 1 Mayıs'ı bile bir şiddet ve öfke gösterisine dönüştürmeyi 'özgürlük ve hak' zannederiz... Oysa bir yandan bahardır gelen, uyanmaktadır toprak ve insanlığın her türlü kötülüğüne inat bir uyanış vardır her yerde. Şimdi sizden bir şey yapmanızı rica etsem. Şöyle mesela; sırtüstü uzansanız bir yere ve hiç kımıldamasanız, sadece gözleriniz. Ne hareket, ne konuşma... Birkaç dakika değil üstelik, mesela bir saat filan yapsanız, yapmaya çalışsanız bunu. Neler olur biliyor musunuz? İlk birkaç dakika içinizde birtakım kıpırtılar başlar. Sonra karıncalanmalar, kaşınma hissi. Israrla devam ederseniz işkenceye dönüşmeye başlar. Ve birkaç saat sonra ruh dengeniz bozulma yoluna girmiştir bile.Yeşil sahaların efendi ve çalışkan oyuncusu Sedat Balkanlı tam 12 yıldır böylesi bir durumdaydı. Ve biliyor musunuz özellikle bu tür yatağa mahkûm hastalıklarda belki hastadan çok daha fazla onun bakımını yapan insanların hali perişan oluyor. Psikolojileri bozuluyor, bedensel rahatsızlıkları başlıyor, geceleri ile gündüzleri birbirine karışıyor, hayatları altüst oluyor. Zira bir yandan hastanın bakımını yaparken diğer yandan hayata tutunmak zorunda kalıyorlar. Hem gündelik geçimlerin tedarikiyle uğraşıp hem de hasta ile ilgilenip, onun moralini yüksek tutmak inanılmaz zor ve her faninin altından kalkabileceği bir yük değildir. Rahmetli babamdan biliyorum, 15 yıla yakın yatağa mahkum yaşadı ve onun bakımını yapan annemi çok kez odanın bir köşesinde sessiz sessiz ağlarken buldum.
Sedat Balkanlı vefat etti. Tam 12 sene süren bir mücadele, çile ve ızdırap. Eşi Şükran Balkanlı'yı bu yüzden inanılmaz büyük bir hayranlıkla takdir ve tebrik ediyorum. Normal bir insanın birkaç saat bile tahammül edemeyeceği bir sıkıntıyı 12 yıl göğüslemek herkesin harcı değil inanın bana. İşte mayıs ayındayız ve Anneler Günü'ne bir şey kalmadı. Çocuklarına annelik yapmak her kadının doğasında olan bir şey, ama kocasına, kardeşine annelik yapmak durumunda kalan anneler daha bir değerlidir benim gözümde. .
Öyle bir kadın düşünün ki, doktorlar "üzgünüz ama bu durumuyla en fazla iki yıl yaşar" dedikleri bir hastayı ilgisiyle 12 yıl yaşatabiliyor. Şüphesiz canı veren de alan da Yüce Yaratıcı'dır, amenna! Ancak sebepler dairesinde bakım, ilgi ve yakınlık da işte böyle neticelere sebep olabiliyor.
Rahmetli Sedat Balkanlı bu nedenle çok şanslıydı bence. Cenab-ı Allah onun temiz ruhuna, iyi kişiliğine ödül olarak, daha bu dünyadayken pırıl pırıl ve fedakâr çocuklar ve bir eş vermişti ona. Kolay değildir inanın, biz uzaktan takdir eder, her gördüğümüzde ve aklımıza geldiğinde gülümseyerek tebrik ederiz bu tür kahramanları. Ama acı içten içe yıkar bu durumlarda, kemirir, bitirir...
Anneler Günü'nü kutlayacak dünya çok yakında. Büyük büyük insanlar söylevler söyleyecek, nutuklar atacak, yazarlar kaleme sarılacak anneliğe dair. Kutsayıp, yücelteceğiz annelik kavramını. İşte yaşayan bir örnek Balkanlı ailesi... Afişlere konulacak, konuşmalara girecek, parmakla gösterilecek. Vefaya, adanmışlığa, sabra ve tevekküle dair. Sevgili Sedat'a Rabb'imden rahmet diliyor ve Şükran Balkanlı Hanımefendi'nin ellerini tüm erkekler adına minnettarlık ve şükranla öpüyorum
Sözgelimi Genelkurmay Başkanı'nın toplantısına dair, dağ başında akreditasyona dair, Ergenekon günlüklerine dair, 'holding medyası'nın internet uzantısı ile Ergenekoncular arasındaki pek işaret edilmeyen işbirliğine dair fikirlerinizi merak eder...
Biz ki, güzelim 1 Mayıs'ı bile bir şiddet ve öfke gösterisine dönüştürmeyi 'özgürlük ve hak' zannederiz... Oysa bir yandan bahardır gelen, uyanmaktadır toprak ve insanlığın her türlü kötülüğüne inat bir uyanış vardır her yerde. Şimdi sizden bir şey yapmanızı rica etsem. Şöyle mesela; sırtüstü uzansanız bir yere ve hiç kımıldamasanız, sadece gözleriniz. Ne hareket, ne konuşma... Birkaç dakika değil üstelik, mesela bir saat filan yapsanız, yapmaya çalışsanız bunu. Neler olur biliyor musunuz? İlk birkaç dakika içinizde birtakım kıpırtılar başlar. Sonra karıncalanmalar, kaşınma hissi. Israrla devam ederseniz işkenceye dönüşmeye başlar. Ve birkaç saat sonra ruh dengeniz bozulma yoluna girmiştir bile.Yeşil sahaların efendi ve çalışkan oyuncusu Sedat Balkanlı tam 12 yıldır böylesi bir durumdaydı. Ve biliyor musunuz özellikle bu tür yatağa mahkûm hastalıklarda belki hastadan çok daha fazla onun bakımını yapan insanların hali perişan oluyor. Psikolojileri bozuluyor, bedensel rahatsızlıkları başlıyor, geceleri ile gündüzleri birbirine karışıyor, hayatları altüst oluyor. Zira bir yandan hastanın bakımını yaparken diğer yandan hayata tutunmak zorunda kalıyorlar. Hem gündelik geçimlerin tedarikiyle uğraşıp hem de hasta ile ilgilenip, onun moralini yüksek tutmak inanılmaz zor ve her faninin altından kalkabileceği bir yük değildir. Rahmetli babamdan biliyorum, 15 yıla yakın yatağa mahkum yaşadı ve onun bakımını yapan annemi çok kez odanın bir köşesinde sessiz sessiz ağlarken buldum.
Sedat Balkanlı vefat etti. Tam 12 sene süren bir mücadele, çile ve ızdırap. Eşi Şükran Balkanlı'yı bu yüzden inanılmaz büyük bir hayranlıkla takdir ve tebrik ediyorum. Normal bir insanın birkaç saat bile tahammül edemeyeceği bir sıkıntıyı 12 yıl göğüslemek herkesin harcı değil inanın bana. İşte mayıs ayındayız ve Anneler Günü'ne bir şey kalmadı. Çocuklarına annelik yapmak her kadının doğasında olan bir şey, ama kocasına, kardeşine annelik yapmak durumunda kalan anneler daha bir değerlidir benim gözümde. .
Öyle bir kadın düşünün ki, doktorlar "üzgünüz ama bu durumuyla en fazla iki yıl yaşar" dedikleri bir hastayı ilgisiyle 12 yıl yaşatabiliyor. Şüphesiz canı veren de alan da Yüce Yaratıcı'dır, amenna! Ancak sebepler dairesinde bakım, ilgi ve yakınlık da işte böyle neticelere sebep olabiliyor.
Rahmetli Sedat Balkanlı bu nedenle çok şanslıydı bence. Cenab-ı Allah onun temiz ruhuna, iyi kişiliğine ödül olarak, daha bu dünyadayken pırıl pırıl ve fedakâr çocuklar ve bir eş vermişti ona. Kolay değildir inanın, biz uzaktan takdir eder, her gördüğümüzde ve aklımıza geldiğinde gülümseyerek tebrik ederiz bu tür kahramanları. Ama acı içten içe yıkar bu durumlarda, kemirir, bitirir...
Anneler Günü'nü kutlayacak dünya çok yakında. Büyük büyük insanlar söylevler söyleyecek, nutuklar atacak, yazarlar kaleme sarılacak anneliğe dair. Kutsayıp, yücelteceğiz annelik kavramını. İşte yaşayan bir örnek Balkanlı ailesi... Afişlere konulacak, konuşmalara girecek, parmakla gösterilecek. Vefaya, adanmışlığa, sabra ve tevekküle dair. Sevgili Sedat'a Rabb'imden rahmet diliyor ve Şükran Balkanlı Hanımefendi'nin ellerini tüm erkekler adına minnettarlık ve şükranla öpüyorum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder