8 Nisan 2010 Perşembe

Ay: Astronotuz hepimiz!



Ay, yalnızlık metaforu üzerinden insanın kendindeki ‘ben’i sorguluyor. Devasa bir varoluşçuluk muhasebesini yedeğine alarak ‘varlık’ muvazenelerine girişiyor.



Dünyanın uydusu olarak bidayetinden beri gecelerimizi süsleyen Ay ne zaman ki gidilebilecek bir menzile dönüştü, insanlığın birtakım sıkıntıları da bu noktada başladı sevgili okur. 20. yüzyılın ortalarında dünyayı kasıp kavuran ideolojilerin -affedersiniz- sidik yarışı ‘soğuk savaş döneminde en çok da bu ‘Ay’ mevzusunda yaşanmıştı. ‘Önce biz çıktık, yok hayır sizinkisi numara, esas biz gittik’ kasılmalarının yerini artık Topkapı-Mecidiyeköy minibüs hattı gibi sıradanlaşan Ay seyahatleri aldı. Space Adventure adı altında çok yakın bir zamanda Ay’a sivil seyahatler de başlayacak haberiniz olsun. Fast food şirketleri başta olmak üzere, birtakım otellerin filan oralarda mekân kiraladıklarını duyuyor ve okuyoruz. Pek yakında Ay’da mehtaba karşı nişan, sünnet, düğün aktiviteleri tertiplenirse hiç şaşmayınız.


İnsanoğlunun bilinmeze olan merakı herkesin malumu. Bilim kurgu sektörü bu merakı gıdıklayarak ha bire rant elde etmeye devam ediyor nitekim. Edebiyat gibi sinema da bu sektöre kayıtsız kalamazdı elbette. Nitekim Kubrick’ten Tarkovsky’e kadar uzanan derinlikli sinema çizgisi bile özünde insanlığın peşine düşen senaryolar ile katılmışlardı bu kervana. Çok yıllar önce Kubrick Usta ‘2001 Uzay Macerası’, Tarkovsky Usta ise ‘Solyaris’ ile insan metaforuna dair sağlam vuruşlar yapmıştı. Yönetmenliğini Duncan Jones’un (Kendisi ünlü ecnebi türkücü ve 25-30 film yapmışlığı olan artist David Bowie’nin oğlu olurlar) yaptığı Moon - Ay, her ne kadar Kubrick ya da Tarkovsky’ninki kadar derinden vurmasa da darbeyi, modernizme ve insana dair sağlam çakışlarda bulunuyor.


Önce size konusundan biraz bahsedeyim: Astronot Sam Bell, Lunar Industries isimli bir bilim-teknoloji şirketi ile yaptığı üç yıllık bir anlaşma sonucu Dünya’nın önemli enerji kaynaklarından olan Helium-3’ü keşfetmek üzere Ay’ın uzak bir köşesine gönderilir. Yalnızlığa mahkûm olduğu bu işte, uydu bağlantısının da kopmasıyla tüm iletişimi kaybeden Sam’i zor zamanlar beklemektedir. Neyse ki Ay’da geçirmek zorunda olduğu sürenin sonlarına yaklaşmıştır ve evine dönüp karısına ve kızına kavuşmasına az bir zaman kalmıştır. Ne ki uzay merkezinde ona yarenlik edecek tek kişi bir robot olan Gerty’dir. Onun da dost mu düşman mı olduğu tam belli değildir. Dönüş vakti yaklaştıkça işler karışır. Önceleri Sam birtakım halüsinasyonlar görmeye başlar, ya da öyle zanneder. Hatta Ay’da yaptığı bir iş gezisinde bu sanrılardan biri onun kaza yapmasına yol açar. Esas macera bundan sonra başlayacaktır. Zira mesele tam olarak yalnız astronotumuzun bildiği gibi değildir. Meğer gizli bölmelerde bol miktarda aynı seriden başka uzay adamları da gizlidir ve icap ettikçe sahaya sürülmektedir. Sam bir yandan kişisel hayatı ile ilgili gerçekleri kurcalarken diğer yandan uğruna uzaya geldiği şirketin gerçek yüzünü algılamaya başlar. İşler karışır ve bomboş Ay üzerinde gerilim dolu bir zihinsel kedi fare macerası yaşanır.


Moon- Ay filmi neredeyse baştan sona tek oyuncuyla yürüyen, genelde suni ışık ve karanlık yüzeylerde ilerleyen bir bilim kurgu. İzlerken doğal olarak sıkılmamız bekleniyor ama filmin kendi iç dinamiği ve gerilimi o kadar dozunda ayarlanmış ki, merak duygusu film boyunca ritme katkıda bulunarak sona kadar götürüyor hikâyeyi. Öte yandan bu tür filmlerin en büyük sıkıntısı olan kaba bilim-kurgu şovları ya da mantık açmazları neredeyse hiç yok filmde. Öykü baştan sona sağlam bir şekilde oturtulmuş. Bir de teknik farklılık var türün diğer örneklerinden ayrılan. Görsel tasarımda CGI denen yapay teknoloji değil bizzat modelleme kullanılmış. Dolayısıyla insanı içine çeken bir inandırıcılığı var filmin.


Ve kanaatimce böylesi bir filmden pek beklenmeyen, hadi nadir olarak beklenen diyelim, bir şeyi yapıyor Ay. İnsana dair sağlam sorgulamalarda bulunuyor. Yalnızlık metaforu üzerinden insanın kendindeki ‘ben’i sorguluyor. Devasa bir varoluşçuluk muhasebesini yedeğine alarak çok az Amerikan filmine nasip olan ‘varlık’ muvazenelerine girişiyor.


Kısıtlı mekânlarda, -neredeyse- tek oyuncu ile çekilen Moon- Ay’ı şahsen beğendim.




Moon (Ay)


Yönetmen: Duncan Jones


Oyuncular: Sam Rockwell, Kaya Scodelario, Malcolm Stewart, Matt Berry, Dominique Mcelligott, Robin Chalk

Tür: Bilim Kurgu, Dram, Gerilim, Gizem


Süre: 97 dakika


2009, İngiltere



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder