4 Mayıs 2010 Salı

Kadınlar bilirim ülkeme ait!


Her bahar gelir bu mısralar, gelir ve oturur zihnimin en tepe noktasına. Gencecik bir çocukken dinlemiştim kendi sesinden. Berbat bir teypten, cızırtılı parazitler eşiğinde. Çok sonra öğrendim şairinin ismini: Erdem Beyazıt. O nasıl harflerdi ki 'Harp düzeni' almışlardı. Pablo Neruda, "Şiir, onu yazana değil ihtiyacı olana aittir" der. Bu nedenle Beyazıt'a ait olduğu kadar benimdi de bu şiir. Billur akan bir ırmağın kenarında durur gibi bakıyorum hala satırlarına. Yine bir Mayıs sabahı, yine güneş nazlı bir kız gibi okşarken balkonun demirlerini, akıverdi içeri. Allah mekanını cennet etsin!

SANA, BANA, VATANIMA, ÜLKEMİN İNSANLARINA DAİR



''Telgrafın tellerini kurşunlamalı''



Öyle değildi bu türkü bilirim



Bir de içime



-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-



Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek



Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen



Haberler bilirim mektuplar bilirim.



Gamdan dağlar kurmalıyım



Kayaları kelimeler olan



Kırk ikindi saymalıyım



Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma



Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından



Baştan ayağa ıslanmalıyım



Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.



İçimde kaynayan bir mahşer var



Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar



Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde



Ya da çamaşır sererken bahçelerinde



Birden alıverirler kara haberini



Okul dönüşü bir trafik kazasında



Can veren oğullarının.



Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim



Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş



Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine



Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin



Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan



Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde



Örneğin Hint Okyanusu gibi derin



İsyanın kapkara sularına dalan.



Nice akşamlar bilirim ki



Karanlığını



Bir millet hastanesinde



Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda



Başını kalorifer borularına gömmüş



Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden



Haber sormaya korkan



Genç kızların yüreğinden almıştır.



Bir de baharlar bilirim



Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği



Anadolu bozkırlarında



İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru



Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen



Cesur otobüs pencerelerinden



Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen



Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında



Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının



Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken



Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.



Yazlar bilirim memleketime özgü



Yiğit köy delikanlılarının



İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları



Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan



Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan



Diğeri kan ter içinde yayla yollarında



Mavzerinin demirini alnına dayamış



Yüreği susuzluktan bunalan



İçinden mahpushane çeşmeleri akan



Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp



Apansız silahına davranan



Nice delikanlıların figüranlık yaptığı



Yazlar bilirim memleketime özgü



Güzler bilirim ülkeme dair



Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir



Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha



Kalbim gibi



Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri



Titreyen kenar mahalle çocukları



Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için



Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.



Kadınlar bilirim ülkeme ait



Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak



Göğüsleri Çukurova gibi münbit



Dağ gibi otururlar evlerinde



Limanlar gemileri nasıl beklerse



Öyle beklerler erkeklerini



Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.



İsyan şiirleri bilirim sonra



Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden



Harfler harp düzeni almıştır mısralarında



Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır



Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda



Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.



Müslüman yürekler bilirim daha



Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet



Eller bilirim haşin hoyrat mert



Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır



Her kırışığı sorulacak bir hesabı



Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.



Bütün bunların üstüne



Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim



Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim



Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli



Adın kurtuluştur ama söylememeliyim



Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

1 yorum:

  1. ''Şiir onu yazana değil,ihtiyacı olana aittir.''Ne güzel söylemiş.Başka ihtiyacı olan varmı bilinmez ama benim ihtiyacıma cevap verdiği kesin.Velhasıl,bu şiir artık bana ait...

    YanıtlaSil