‘Kanun uzak, yumruk yakın.’ diyordu sıra dışı Terrorist (1995) filmindeki bir replik. Bu haydut deyişini hayatının felsefesi yapan çok çıkışsız insan vardır. Esasen boksör Micky ‘Irish’ Ward’ın öyküsü şahane bir tutunamayanlar hikayesidir. Ve dibe vurmuş hayatların, zemine sert şekilde çakılıp tekrar yükselmesinin…
Yönetmenliğini David O. Russell’in yaptığı ve Christian Bale, Mark Wahlberg, Amy Adams ile Melissa Leo’nun oynadığı Dövüşçü (The Fighter) böylesi bir gerçek yaşam hikayesinden yola çıkarak çekilen bir film.
Ana hatlarıyla filmin hikâyesi şöyle: Dicky Ecklund (Christian Bale), zamanın efsane boksörlerindendir. Ancak yeteneğini boşa harcamış, uyuşturucuya bulaşmış, hem spor hayatını hem de aile hayatını neredeyse bitirmiş ve gözden düşmüştür. Micky Ward (Mark Wahlberg), Dicky’nin daha yolun başında olan üvey kardeşidir. Tüm hayatını abisinin gölgesinde geçirmiştir.
Bir zamanlar “Lowell’in Gururu” olan Dicky, Sugar Ray Leonard ile olan maçı kaybettikten sonra zor zamanlar yaşamış ve teselliyi uyuşturucuda aramıştır. Bu arada küçük kardeşi Micky, ailenin boksörü olmuştur. Ancak ne kadar çalışırsa çalışsın ardı ardına dövüşler kaybetmektedir. Annesi, Micky’nin kariyerini yönetirken, üvey abisi de onun boks eğitimiyle ilgilenmeye çalışmaktadır. Son dövüşünde neredeyse canından olacak olan Micky, yeni kız arkadaşının tavsiyesine uyar ve ailesiyle bağlarını koparır. Böylece uyuşturucu bağımlısı üvey abisi olmadan kendi çalışmaya başlar. Dünya Şampiyonası’nda bir şans yakaladığında sorunlu ailesi yeniden hayatına girer. Ancak bu sefer gerçek anlamda bir aile olabilmeyi başarmaları gerekmektedir.
Dövüşçü, ilk bakışta bir tür boks filmi gibi görünse de ondan çok daha fazla şeyler içeriyor. Söz gelimi Amerikan tarzı hayata mühim ve can yakan çakışlarda bulunuyor. Bunu yaparken en büyük silahı, ele aldığı karakterler. Parçalanmış aileler, heva ve hevesinin tüm olumsuzluklarına rağmen ucube ailesini bir arada tutmaya çalışan anne var mesela. Sonra vaktiyle başarıya teğet geçmiş, tabiri caizse direkten dönüp uyuşturucu müptelası olmuş, kendi başarısızlıklarını kardeşinin başarılarıyla telafi etmeye çalışan bir bitik adam: Dicky Ecklund… Ki Christian Bale, bu roldeki şaşırtıcı olmayan başarısı ile parmak ısırtıyor. Batman’in o gürbüz, güçlü adamını en az 20 kilo vermiş, dişleri darmadağın bir ‘müptela’ rolünde, üstelik bu kadar başarılı bulmak çok ilginç.
‘Bir boks filminden çok daha fazla şey’ demiştik Dövüşçü için. Bu nedenle ünlü Rocky filmi ile karıştırmamak lazım. Hatta filmi izlerken, zihinlerimiz Rocky’ye atıfta bulunurken bile, bu tuzağa düşmemek lazım. Zira bir intikam teması değil karşımızdaki, bir tutunamayanlar öyküsü. Filmin neredeyse her hücresine sinen araya sıkışmışlık, çıkışsızlık gibi hisler, kahramanları daha da yakınlaştırıyor izleyiciye. Dövüşçü filminin sırrı sanırım basitliğinde. Düz bir anlatım ile derdini hiç kasmadan izleyiciye aktarmayı başarmış filmin yönetmeni. Bunu yaparken elindeki hikâyenin sadece sportif başarı hikâyesine de odaklanmamış. Bu tuzağa düşmemesi çok önemli. Zira bundan kaçtıkça insan öyküsü yakalamış bol bol.
Muazzam bir senaryo, muhteşem bir yönetim filan yok filmde. Ama oyunculuk var. Bu da The Fighter’ı ortalamanın üzerine çekmeye yetiyor. Christian Bale, Oscar heykelciğini kaparsa kimse şaşırmasın.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder