Buğulu gözlü bıyıklı adam bir piyano başına oturmuştur. Bakışları kadrın dışındaki bir yerde iken bir iç çekişten sonra başlar söylemeye: Bana kollarını uzatsan biraz. Sana kul olurum seven ne yapmaz?
Kamera usulca yaklaşır genç adama. Gözleri dolmuştur ve bakışları hâlâ o bilinmeyen yerdedir. Sonra değişir kadr: Bir orkestra gelir görüntüye. Klarnette Münir Özkul, çelloda Sami Hazinses, borazanda Ergun Köknar vardır. Esin Engin ise vokal yapmaktadır.
1970 yapımı bu filmi gece yarısı yakaladım kanalın birinde. Merhum Ecevit'in cenaze görüntüleri gösteriliyordu hâlâ bazı haber kanallarında. Cenaze arabasının arkasına tutunarak saatlerce yürüyen Rahşan Hanım'ın görüntüsü burkmuştu yüreğimi...
Gel öldür bu ömür, böyle tükensin.
Sana bin can feda seven ne yapmaz...
Kerime Nadir'in ilk çekimi 1940'ta yapılan aynı adlı romanının Orhan Aksoy tarafından yönetilen ikinci çevrimiydi ekrandaki. Rafine bir hüzün, içinden çıkılmaz bir dram vardı filmde. Ki zaten piyanisti canlandıran Kartal Tibet, çok dayanamayıp kaçtı sahneden. Duvarını el çizim, kocaman bir Hülya Koçyiğit portresinin bir gül eşliğinde süslediği odasına gittiğinde koro inadına devam ediyordu şarkıya:
Bu gönül uğruna neye katlanmaz.
Öl desen ölürüm, seven ne yapmaz?
Burada bir şeyi vurgulamak isterim: Kesinlikle bu yazının niyeti kimsenin aşkını küçümsemek, hafife almak değil. Aksine her sevginin kutsallığına inanıyorum...
![]() |
| Seven, bunu yapar mıydı sevdiğine? |
Ve dahası bu hastalıklı duruma sevgi demek mümkün müydü?
Cenaze arabasının tamponuna tutunan Rahşan Hanım geldi yine aklıma. Sonra insanların neden yaşarken bazı şeyleri ıskaladıklarını düşündüm tabii. Acaba Rahşan Hanım, eşinin elini tutarak 8 kilometre yürümüş müydü hiç? Ve acaba gerçekten destansı bir aşk mıydı bu?
Sonra filmdeki şarkı sözleri...
Seven ne yapmaz?
Seven hasta olduğunu bile bile eşini mayıs sıcağında saatlerce siyasi bir gösteri uğruna yürütür müydü?
Seven sevdiği ölüm döşeğinde iken üç kuruşluk dünya için siyasi görüşmeler yapar mıydı?
Kırıcı olmak istemiyorum; ama merak da ediyorum inanın! Sevenin ne yaptığını bilmek kadar ne yapmadığını da bilmek önemli değil mi? Ömrünün son döneminde, 'bırakalım Bülent siyaseti de, politikayı da, gidelim bir dağ evine yaşamımızın son döneminde' demez miydi seven?
Yanlış anlaşılmasın! Başta da söyledim; amacım asla bir sevgiyi, aşkı küçümsemek değil. Ve elbette Rahşan Hanım seviyor Bülent Bey'i, ki elbette Bülent Bey de onu seviyordu. Ama sanırım arada siyaset vardı ve her ikisinin de siyaset aşkı biraz daha büyüktü bu aşktan!


size sevenin neler yapıp yapmayacağını bizzat anlatmak isterim doğrusu...bazı sözleriniz yine çoook çok bilmişçe ve de biraz küçümseyici...
YanıtlaSilm.t.