6 Haziran 2013 Perşembe

Karanlıktan Gelen: Kapıyı çalan kimdir?


Pek çok alanda bayrağı kaybeden Hollywood’un elinde kalan nadir mevzilerden biri bilim-kurgu türü. Amerikan sineması bu türe dair o kadar büyük ve önemli filmler üretti ki, tatmin çıtası kolay ulaşılır bir yükseklikte değil. Açıkçası, yeni çıkan her bilim-kurgu örneği bu nedenle çok fazla şansa sahip olamıyor. Karanlıktan Gelen (Dark Skies) bu türün en cazip temalarından birine; uzaylı meselesine, gizem ve korkuyu da ekleyerek etkileyici olmaya çalışan bir film.

Üniversite yıllarımda oturduğumuz semtte bir adam vardı. Yaşını tam tahmin edemediğimiz bu tuhaf adam, zaman zaman bekar evimize gelir ve inanılması zor şeylerden bahsederdi. Anlattığına göre, yaklaşık 20 yıl önce uzaylılar onu evinden alıp, daha önce hiç görmediği yerlere götürmüş, bir şekilde beyninin kopyasını almış, genetiğine müdahale etmiş ve yine bir gece yarısı geri getirip evine bırakmışlardı. Merak dolu bakışlarımız eşliğinde sorduğumuz hemen her soruya kendi mantığı içinde cevaplar veren bu tuhaf adam, ilk etapta dinleyenleri etkilese de, farklı günlerde sorulan aynı sorulara farkla cevaplar verdiği için, hemen herkesten ‘deli’ damgası yemişti bile. Ve sadece bir soruya cevap ver-e-mediğini hatırlıyorum. O da şu: “Peki abi, bu uzaylılar, bu kadar insan varken neden seni seçtiler?” Önce biraz bozuluyor ve sonra sorunun hakkını teslim ediyordu: “İşte onu ben de bilmiyorum ama bir gün ortaya çıkar sebebi!”

Scott Stewart, kariyer olarak görsel efekt sahasında uzmanlaşmış bir isim. Çok büyük projelerde görev almış. Iron Man, Red Cliff, ünlü bilim-kurgu klasiği Blade Runner’in revizyonu gibi önemli işlerde onun ismi de var.

Üstelik eli kalem tutan biri Steward. Daha önce Kıyamet Melekleri (Legion) ve Kutsal Savaşçı (Priest) isimli iki özgün ama vasatı aşamayan filmi hem yazımına katkıda bulunmuş, hem de yönetmenliğini yapmıştı. Her iki filmin de hem tür açısından, hem de muhteva olarak bir takım ortak paydaları vardı. Steward, sadece bilim-kurgu tarzını kullanmıyor, buna birkaç farklı tür ve küçümsenmeyecek derecede inanç referansları ekleştirerek yapıyordu filmlerini. Karanlıktan Gelen, yönetmenin bu türdeki yolculuğunda üçüncü durağı. Açıkçası yönetmen, daha önce çektiği iki filmin bazı yönlerini, ya izleyiciyi çok tatmin etmediği için tırpanlamış ya da artık o alanda söyleyecek başka şeyi kalmamış. Bu nedenle Karanlıktan Gelen, ‘Uzaylılar’ klişesine fazlasıyla sahip ve neredeyse yeni bir şey söylemeyen bir yapım.


Hikaye şöyle: Şehrin kenar ama fakir olmayan mahallesinde yaşayan genç bir aile rutin hayatlarını mutlu-mesut şekilde devam ettirirken, bir anda evlerinde garip şeyler olmaya başlar. İlk başlarda hırsızdan şüphelenirler ama öyle olsa bile çok muzip biri olmalıdır hırsız. Zira pek bir şey çalmadığı gibi, evdeki eşyalar ile tuhaf şekiller çizer, ortalığı birbirine katar. Klasik güvenlik önlemleri almaya çabalarken, küçük çocuklarının da tuhaflaştığını görürler. Ve en inanılmaz olan olur, eve gelenler hem çok gizemli, hem de ısrarcıdırlar. Aile bir anda uzaylıların ürkütücü tehdidi altında kalır.

Film, Steward’ın önceki yapımlarından ziyade mebzul miktarda Paranormal Activity ve Ruhlar Bölgesi filmlerine benziyor. Yapımcının aynı olması bu nedenle tesadüf değil. Birinde cin vs, diğerinde ruhlara atfedilen gizem, Karanlıktan Gelen’de uzaylılara yükleniyor.  Bu nedenle bu iki filmi hatırlatan epey sahne var. Scott Steward’in biraz önce bahsini ettiğimiz iki filminin, son filminden farklı olmasının nedenlerinden biri de, yapımcının bu işe fazla bütçe ayırmaması olabilir. Bir önceki filmini 60 milyon dolara çeken yönetmen, bu filmi için sadece 3.5 milyon dalar harcamış. Dolayısıyla Karanlıktan Gelen, yüksek sahne pek içermediği gibi, genellikle Paranormal Activity gibi evin içerisinde geçiyor.

Filmin sıkı sıkıya sarıldığı ilk kavram, ailenin korunma güdüsü. Çaresiz durumda kalan kalan modern insanın, aradığı çıkış yöntemlerini sırayla uygulayan sıkışık aile, kendi kavramlarına sıkı sıkıya sarılarak belayı defedebilmeye uğraşıyor Karanlıktan Gelen’de. Bununla beraber, film salt bir uzaylı tehdidi ile sınırlı kalmıyor, Amerikan hayatının günceline ait pek çok meseleyi de yan mesele olarak işliyor. Ekonomik sıkıntı, işsizlik, bozulan dengeler vs.


Film, neredeyse tüm süresi boyunca hiçbir sürprize sahip olmadan, sadece seyirciyi tedirgin etme güzergahında ilerlerken, kendini kaptıranlara iyi vakit geçirtiyor ve esas vurucu darbeyi finalde yapıyor. Scott en iyi bildiği şeyi, görsel ve işitsel efektleri başarıyla uygulayarak filmin gerilim dozunu hep yukarıda tutuyor. Karanlıktan Gelen’in başarılı olan özelliklerinden biri de, filmin ana korku öğesi olan uzaylıları çala-kamera bir iki planda gösterip, gerilimi buna rağmen sağlayabilmesi.

Son tahlilde şunu söyleyebiliriz; her ne kadar düşük bütçeli bir prodüksiyon gibi görülse de, musallat olan belayı (ruh ya da cin yerine uzaylılar) değiştirerek kontrollü bir film olmuş Karanlıktan Gelen. Ait olduğu kültür gereği, çok fazla hakim olamadığı post-apokaliptik mevzular yerine (Priest ve Legion örneğinde olduğu gibi) daha güncel ve bilim-kurgu perspektifiyle klişe hikayesiyle kısmî bir başarıya da ulaşıyor. Neticede bu türe uzaktan muhabbet gösterenleri sıkmayacak, türün aşinalarını tatmin edecek bir yapım çıkıyor ortaya.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder