1994 yapımı bir Jan de Bont filmi olan “Speed – Hız Tuzağı”
sadece nefes nefese ilerleyen sıkı ve başarılı bir aksiyon değildi, aynı
zamanda sistemin elemanıyken kurbanı olan bir kötünün hikâyesiydi. Dennis
Hopper’in canlandırdığı Payne karakteri diyetini isteyen bir polis malulü
olarak ortalığı birbirine katmıştı.
Majestelerinin sadık tetikçisi James Bond’un Skyfall macerasında da
Javier Bardem’in canlandırdığı Silva benzer bir kurban/kötü olarak yıllarca
hizmet ettiği ekmek teknesine ihanet etmişti.
Görevimiz Tehlike serisinin sonuncusu ise benzer bir temayı
günlük iyi ve kötü figürlerle mezcederek çıkarıyor karşımıza. Önce kamera
arkasındaki sağlam ekibiyle göz dolduruyor. Yazar ve yönetmen koltuğunda Olağan
Şüpheliler’in kafasında bin tilki gezinen senaristi Christopher McQuarrie var.
Yapımcı ise Hollywood’un son dönem dâhilerinden (ünlü Lost dizisinin beyni)
J.J. Abrams…
Korkusuz ajan Ethan Hunt (Tom Cruise) bu kez sistemin
üzerini çizdiği mağdur ajan olarak ölüm kalım savaşı veriyor. Anlatılanlar ise
ülkemize hiç de yabancı değil: Ajanımız Hunt, her macerada olduğu gibi bu
hikâyeye de bir mesaj alarak başlıyor, ancak mesaj doğrudan ajana yönelik ve
emekli edilmekle kalmayıp, yok edileceğini de bildiriyor. Hunt, dar bir
bürokrat kadronun sistemi oyun hamuru gibi yoğurduğunu anlıyor ve kendi gizli
patronlarına karşı bir savaşa girişiyor. Oligarklar adına iş çeviren yetenekli
özel ajanlardan oluşan bir örgütle mücadele hiç kolay olmuyor. Sendika olarak
anılan bu paralel devlet, kukla olarak kullandığı örgütler vasıtasıyla ivmesi
artan bir dizi terör saldırısı düzenleyip yeni bir dünya nizamı kurmayı
hedefliyor. Hunt ise kendisine sadık birkaç adamıyla beraber, bir de ‘münafık’
görüntülü dışlanmak üzere olan İngiliz hatun ajanı da yanına alarak amansız bir
savaşa girişiyor.
Yaklaşık yarım asırlık bir konsept olan Görevimiz Tehlike
ekibinin en bariz özelliği kullandıkları ileri teknoloji sayesinde başta
kötüler olmak üzere tüm izleyicileri şaşırtarak neticeye ulaşmaları. Görevimiz
Tehlike 5, işin gırgırına fazla kaçan bir doz tutturmayı tercih ediyor. Bu
yönüyle benzer işler çeviren başka bir ekip olan A Takımı’na benziyor. Filmin
açılış sahnesindeki kamuflajlı sakar ajan tiplemesi akıllara Şabanoğlu Şaban
filmini getirse de, türün doğası gereği havada, karada, denizde nefes almadan
aksiyona doyurmayı başarıyor Görevimiz Tehlike 5.
Film IMF’i büyük şeytan olarak gören acımasız bir yapının
neler yapabileceği hakkında dehşetli veriler de sunuyor. (Bu arada IMF ile metaforik bir gönderme yapıldığını bilmeyenler için vurgulayalım. Her ne kadar kastın bilinen IMF olduğu belli olsa da filmdeki IMF (Imposible Mission Force) şirketi olarak işleniyor) Öyle ki herkesin adını
temkinle andığı CIA bile masum kalıyor. Ajanlarımızın peşine düştüğü dijital
bilgiler ise bize hiç yabancı değil. Sistemi çökertmeyi epey süreden beri
kafalarına koymuş ekibin yıllardır havuzda biriktirdikleri ‘Humus’lar. Kaynağı
belirsiz, paşa gönül kriterlerine göre dilediğince harcanmaya müsait ve
neredeyse sınırsız bir hesap için kıyametler kopuyor filmde.
Klasik Hollywood aksiyon müfredatına milimi milimine uyan
Görevimiz Tehlike 5, her zorluğu aşmak zorunda kalan ve son dakika çıkan
aksilikle heyecanı diri tutmayı hedefleyen sekanslarla örülü kendi türünde
başarılı bir yapım. Jeremy Renner, Ving Rhames kadrolu kötü Simon Pegg eşlik
ediyor. Ekibi usta aktör Alec Baldwin desteklerken, Rebecca Ferguson şaşırtıcı derecede ağırlıklı
rolüyle filmin odağında oynuyor.
Motosikletten uçağa kadar hareket eden tüm vasıtaların
kullanıldığı ve adrenalin dozu hiç düşmeyen macerada senaristler yaşı epey
ilerlemiş olan kahramanımızın karizmasını çizmemeye aşırı özen göstererek
serinin geleceğini de garanti altına almışlar. Artık önümüzdeki maceralara
bakacağız.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder