6 Ağustos 2015 Perşembe

Dar oligarklar iş başında!



1994 yapımı bir Jan de Bont filmi olan “Speed – Hız Tuzağı” sadece nefes nefese ilerleyen sıkı ve başarılı bir aksiyon değildi, aynı zamanda sistemin elemanıyken kurbanı olan bir kötünün hikâyesiydi. Dennis Hopper’in canlandırdığı Payne karakteri diyetini isteyen bir polis malulü olarak ortalığı birbirine katmıştı.  Majestelerinin sadık tetikçisi James Bond’un Skyfall macerasında da Javier Bardem’in canlandırdığı Silva benzer bir kurban/kötü olarak yıllarca hizmet ettiği ekmek teknesine ihanet etmişti.

Görevimiz Tehlike serisinin sonuncusu ise benzer bir temayı günlük iyi ve kötü figürlerle mezcederek çıkarıyor karşımıza. Önce kamera arkasındaki sağlam ekibiyle göz dolduruyor. Yazar ve yönetmen koltuğunda Olağan Şüpheliler’in kafasında bin tilki gezinen senaristi Christopher McQuarrie var. Yapımcı ise Hollywood’un son dönem dâhilerinden (ünlü Lost dizisinin beyni) J.J. Abrams…

Korkusuz ajan Ethan Hunt (Tom Cruise) bu kez sistemin üzerini çizdiği mağdur ajan olarak ölüm kalım savaşı veriyor. Anlatılanlar ise ülkemize hiç de yabancı değil: Ajanımız Hunt, her macerada olduğu gibi bu hikâyeye de bir mesaj alarak başlıyor, ancak mesaj doğrudan ajana yönelik ve emekli edilmekle kalmayıp, yok edileceğini de bildiriyor. Hunt, dar bir bürokrat kadronun sistemi oyun hamuru gibi yoğurduğunu anlıyor ve kendi gizli patronlarına karşı bir savaşa girişiyor. Oligarklar adına iş çeviren yetenekli özel ajanlardan oluşan bir örgütle mücadele hiç kolay olmuyor. Sendika olarak anılan bu paralel devlet, kukla olarak kullandığı örgütler vasıtasıyla ivmesi artan bir dizi terör saldırısı düzenleyip yeni bir dünya nizamı kurmayı hedefliyor. Hunt ise kendisine sadık birkaç adamıyla beraber, bir de ‘münafık’ görüntülü dışlanmak üzere olan İngiliz hatun ajanı da yanına alarak amansız bir savaşa girişiyor.


Yaklaşık yarım asırlık bir konsept olan Görevimiz Tehlike ekibinin en bariz özelliği kullandıkları ileri teknoloji sayesinde başta kötüler olmak üzere tüm izleyicileri şaşırtarak neticeye ulaşmaları. Görevimiz Tehlike 5, işin gırgırına fazla kaçan bir doz tutturmayı tercih ediyor. Bu yönüyle benzer işler çeviren başka bir ekip olan A Takımı’na benziyor. Filmin açılış sahnesindeki kamuflajlı sakar ajan tiplemesi akıllara Şabanoğlu Şaban filmini getirse de, türün doğası gereği havada, karada, denizde nefes almadan aksiyona doyurmayı başarıyor Görevimiz Tehlike 5.

Film IMF’i büyük şeytan olarak gören acımasız bir yapının neler yapabileceği hakkında dehşetli veriler de sunuyor. (Bu arada IMF ile metaforik bir gönderme yapıldığını bilmeyenler için vurgulayalım. Her ne kadar kastın bilinen IMF olduğu belli olsa da filmdeki IMF (Imposible Mission Force) şirketi olarak işleniyor)  Öyle ki herkesin adını temkinle andığı CIA bile masum kalıyor. Ajanlarımızın peşine düştüğü dijital bilgiler ise bize hiç yabancı değil. Sistemi çökertmeyi epey süreden beri kafalarına koymuş ekibin yıllardır havuzda biriktirdikleri ‘Humus’lar. Kaynağı belirsiz, paşa gönül kriterlerine göre dilediğince harcanmaya müsait ve neredeyse sınırsız bir hesap için kıyametler kopuyor filmde.


Klasik Hollywood aksiyon müfredatına milimi milimine uyan Görevimiz Tehlike 5, her zorluğu aşmak zorunda kalan ve son dakika çıkan aksilikle heyecanı diri tutmayı hedefleyen sekanslarla örülü kendi türünde başarılı bir yapım. Jeremy Renner, Ving Rhames kadrolu kötü Simon Pegg eşlik ediyor. Ekibi usta aktör Alec Baldwin desteklerken,  Rebecca Ferguson şaşırtıcı derecede ağırlıklı rolüyle filmin odağında oynuyor.


Motosikletten uçağa kadar hareket eden tüm vasıtaların kullanıldığı ve adrenalin dozu hiç düşmeyen macerada senaristler yaşı epey ilerlemiş olan kahramanımızın karizmasını çizmemeye aşırı özen göstererek serinin geleceğini de garanti altına almışlar. Artık önümüzdeki maceralara bakacağız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder