Bu senede Oscar zamanı geldi çattı. 24 Şubat Pazar gecesi
düzenlenecek olan 85. Akademi Ödülleri, elbette ki şaşaalı bir törenle
sahiplerini bulacak. Dünyanın en büyük film endüstrisinin bu vitrin
organizasyonu elbette bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yakından takip
ediliyor. Ve sinemayla ilgilenen her kişiye sorulduğu gibi, bize de bu yılki
ödüllerle ilgili tahminlerimiz soruluyor. Bu yazıda her yıl bu vakit yaptığımız
gibi, bir tür ‘Oscar Toto’ oynayacağız, ancak öncesinde birkaç hususu
vurgulamak yararlı olacaktır.
Başlarda alacağı tahmin edilen adaylar, geçen süreçle
beraber değişikliğe uğrayabiliyorlar. Bunun birkaç nedeni var. En önemlisi ise,
Oscar’ın öncülü sayılan değişik festival ve yarışmalar. Artık bunların hepsi
tamamlandı. Sektörün popüler ve sair bütün ödülleri dağıtıldı, aşağı yukarı bir
tablo da oluştu gibi. Aday filmlerin neredeyse tamamını izlediğimiz için, biz
de artık tahminlerimizi yapabiliriz.
Yalnız şunu belirtmekte yarar vardır, hiç iyi bir Oscar
tahmincisi değilimdir. Doğrusu, kendi film kriterlerim ile Akademi’nin
kriterleri pek örtüşmez, dolayısıyla çok yanılırım. Ki bu nedenden ötürü, iki
farklı tablo çıkarırım her sene, biri gönlümden geçen ödüllerdir, diğeri ise
konjonktürü okumaya çalışarak, empati kurup jürinin kimleri
ödüllendirebileceğini tahmin etmek.
Bunun için elbette öncelikle Oscar Jürisi ve yapısı hakkında
biraz fikir sahibi olmak gerekiyor. Size biraz bahsedeyim. Aslında bu konuda
oldukça ketum davranan Akademi, jüri ve kendi yapısıyla ilgili bilgileri adeta
gizli bir tapınak gibi sır gibi saklıyordu. Geçtiğimiz yıl Los Angeles Times,
jüri demografisi ve akademinin yapısıyla ilgili muhteşem bir çalışma yayınladı.
Son derece faydalı bilgilerle mücehhez bu datalar, aslında Oscar
tahminlerimizin neden tutmadığının da kanıtı gibi.
Misal Oscar için oy kullanıcıların sayısının 5700-5800 aralığında olduğunu öğrendik bu
yayından. Ve (çok şaşırtıcı olarak) oy kullananların yaş ortalamasının 65
olduğunu. İnanılmaz derecede yaşlı bir jüri var karşımızda. Bir tür ‘ihtiyarlar
Heyeti’ yani. Artık karta kaçmış bu yaşlılar güruhunun neredeyse tamamı erkek
ve beyaz…Jürideki bayan üye sayısı yüzde 20’yi ya buluyor, ya bulmuyor. Yüzde
94 ise beyaz, yani siyah derili Oscar oylayıcı sayısı sadece yüzde 2, Latinler ise
daha da az.
40 yaşın altındaki jüri oranı sadece yüzde 2. Bu oranı rakama vurduğumuzda 5800 insandan sadece
110 kişi filan 40 yaşın altında.
Üyelerle ilgili en çok merak edilen hususlardan biri de, ‘acaba
aralarında daha önce bu ödüle aday olarak gösterilen var mı?’ydı. Araştırma
buna da cevap veriyor: Oscar Jürisi’nin yüzde 14’ü ödül sahibi kişiler. Yüzde
19’u ise adaylık görmüş sadece. Yüzde 65’lik bir kısım ise töreni sadece
seyirci koltuğundan izleyebilmiş!
Meseleyi daha derinlemesine araştırmak ve jürinin içinde
kaybolmak isteyenleri şuraya ve şuraya bakabilirler.
Biz tahmin faslına geçelim. Gerçi törende tersinden
geliniyor ama bir meseleyi önem sırasına göre ele alalım:
EN İYİ FİLM
Kafadan söyleyelim, Argo bu alandaki en ciddi aday ve muhtemelen Argo alacak. Bunun birkaç sebebi var. Belki Akademi üyelerinin gönlünden geçen film Zera Dark Thirty olabilir. Ancak hem Katryn Bigelow’un kısa süre önce çok benzer bir film ile (The Hurt Locker) bu dalda ödül alması kadar, filmin vizyon sonrası Amerikan kamuoyunda yapılan tartışmalar da oylamayı etkileyecektir diye düşünüyorum. Ayrıntısını senaryo bahsinde tekrar ele alırız, ancak Bigelow bu branşta eli boş kalacaktır. Ancak, bunun bir doz küçüğü ve film olarak daha iyisi Argo hem Amerikan milliyetçi hisleri –tam olarak olmasa da- tatmin edecektir.
Kafadan söyleyelim, Argo bu alandaki en ciddi aday ve muhtemelen Argo alacak. Bunun birkaç sebebi var. Belki Akademi üyelerinin gönlünden geçen film Zera Dark Thirty olabilir. Ancak hem Katryn Bigelow’un kısa süre önce çok benzer bir film ile (The Hurt Locker) bu dalda ödül alması kadar, filmin vizyon sonrası Amerikan kamuoyunda yapılan tartışmalar da oylamayı etkileyecektir diye düşünüyorum. Ayrıntısını senaryo bahsinde tekrar ele alırız, ancak Bigelow bu branşta eli boş kalacaktır. Ancak, bunun bir doz küçüğü ve film olarak daha iyisi Argo hem Amerikan milliyetçi hisleri –tam olarak olmasa da- tatmin edecektir.
Benim gönlümden geçen film olmasa da, ikinci en güçlü
ihtimal ihtimal Lincoln gibi görünüyor. Ancak şahsen, iki daha güncel
milliyetperver filmin arasında Lincoln ayakta duramaz, diye düşünüyorum. Yani
En İyi Film ödülünü Lincoln’e yar etmezler sanırım. Life Of Pi alsa en çok
sevinenlerden biri olurum lakin, bu çok büyük bir sürpriz demektir. Life Of Pi’nin
ödül talihi pek açık olmadı, belki teknik ve lüzumsuz dallarda ödül
verebilirler.
EN İYİ YÖNETMEN
Bu sene en ikircikli branşlardan biri. Herkesin kafası
karışık ve neredeyse her gün değişen bir tahmin listesi oluyor. Hoş bir film
olmasına karşın, Oscar’lık bir güç ve derinlik görmediğim Silver Linings
Playbook neredeyse herkesin favorisi. İhtimal ki, Akademi bu filmi seçerse
kimseden ‘vızıltı’ çıkmaz, kafaları rahat eder. Ancak ben, jürinin aklının bir
köşesinde Steven Spielberg’in hep olacağını düşünüyorum. Enteresan bir şekilde
Ben Affleck’i bu dalda aday göstermeyen Akademi, işi biraz zora soktu. Affleck
olsaydı, bu ödülü o alırdı, diye düşünüyorum. Benim adayım ise Ang Lee. Hep
söylediğimiz gibi, jüri, kimi zaman sürpriz yapmaya bayılıyor, bu dalda sürpriz
yapıp şaşırtabilirler. Hele hele, Beasts
of the Southern Wild’in genç yönetmeni Benh Zeitlin’i tercih ederlerse (Ederler
mi? Sanmam, etmezler!!!) çok şaşıracağımız kesin. Tören, iki ay önce yapılsa bu
listeye (belki en başına) Michael Haneke’yi ekleyebilirdik ama şimdi zor gibi.
EN İYİ KADIN OYUNCU
Açıkçası benim bu alanda adayım yok. Akedemi ise muhtemelen Silver
Linings Playbook’tan Jennifer Lawrence’i ödüllendirecek. Herkes Amour’daki
rolüyle Emanuelle Riva’yı da listeye ekliyor ama ben katılmıyorum. ZDT’nin
oyuncusu Jessica Cahastain, sanırım filmin kurbanı olacak.
EN İYİ ERKEK OYUNCU
İşte Akademi üyeleriyle –muhtemelen- aynı fikirde
olabileceğimiz bir dal. Daniel Day-Lewis (Ki bana göre sinema tarihinin gelmiş
geçmiş en iyi oyuncularından biri, belki birincisidir) bu sene bu ödülü
kucaklayacaktır. Jüri içi rahat olarak ödüllendirecektir Day-Lewis’i. Bu daldaki
sürpriz, Jaoquin Phoenix’in ödül alması olacaktır. Şahsen Phoenix’i ben de çok
beğenmiş ve epey övmüştüm. Hele hele hücre sahnesinin sinema tarihi için çok
önemli olduğunu düşünüyorum. Ama o dönem henüz Lincoln’ü izlememiştim. Ve
teraziye çıktıklarında kesinlikle Day-Lewis ödülü hak ediyor.
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Akademi üyelerinin bu daldaki favorisinin Anne Hathaway
olacağını düşünüyorum. Benim adayım ise tartışmasız Sally Field. Bir kere Lincoln’de
oynamak için çırpınan bunun için yönetmen Spielberg’i ‘audition’a zorlaması
bile tek başına saygıyı hak ediyor ve müthiş bir oyunculuk sergiliyor. Amy Adams’ın da sürpriz olabileceğini
ekleyeyim.
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Hiçbir şey için teşekkür etmesek bile Christoph Waltz gibi
bir sinema dehasını gözümüzün önünde tuttuğu için Quentin Tarantino’ya teşekkür
borçluyuz. Dolayısıyla benim favori adayım Waltz. Çok farklı bir rol gücü olan
bu oyuncuyu tercih etmeyeceklerini düşünüyorum. Akademi muhtemelen Lincoln’deki
rolüyle Tommy Lee Jones’u tercih edecektir. Bu daldaki ödülü Alan Arkin’e
verirlerse öfkelenir, Philip Seymour Hoffman’a verirlerse şaşırırım.
EN İYİ ORİJİNAL SENARYO
Şunu ifade etmek gerekiyor ki, Amour’un bu dalda aday olması
bile skandal boyutunda bir yanlış. Zira bu senaryonun daha önce Runar Runarssson’un
Eldfall’iyle tesadüfü aşan benzerlikleri olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla almaması
gereken seçenektir Amour. Eğer senaryodan bahsediyorsak ve seçeneklerden biri
Tarantino ise, şüphesiz en büyük şansı ona tanımak gerekiyor. Dolayısıyla Django
Unchained bu dalın ilk favorisi.
Kısa süre öncesine kadar bu dalda ödülü Zero Dark Thirty’ye
vereceklerini düşünüyordum. Lakin filmin vizyonuyla beraber Amerikan kamuoyu
enteresan bir şekilde neredeyse bize yakın bir eleştirel üslupla yaklaştı
senaryoya. İşkence, tarihi gerçekleri deforme etme gibi suçlamalar jürinin
midesini bulandırmış olması muhtemel. Çok çok bayılmasam da Tarantino’nun ödül
almasını bekliyorum.
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Yine Lincoln’ün açık ara ipi göğüsleyeceğini düşündüğüm bir
dal. Malum; epey sıkıntılı bir yazım sürece geçirdiği bilinen Lincoln’un
senaryosunu Münih’ten tanıdığımız Tony Kushner yazdı. Etkileyici bir
katmanlaşmaya sahip senaryosu için Kushner, ‘bir aşk şiiri olarak görülebilir’
diyor. Argo’nun bu alanda ödül alması, filmin diğer dallardaki ödül sayısıyla
ilgili olacaktır. Jüri, Affleck’e diğer dallarda cimri davranırsa bu daldaki
ödülü ona vermekten çekinmeyecektir. Life Of Pi’nin bu dalda ödüllendirilmesine
şaşırsam da çok sevineceğimi belirtmek isterim.
EN İYİ YABANCI FİLM
Bu dalda Amour’un ödülü kapma ihtimali çok yüksek. Bizim gönlümüzden
geçen filmi de Amour olmakla beraber Norveç filmi kon-Tiki ile jüri bu seneki
büyük sürpriz hakkını kullanabilir diye, düşünmüyor değilim.
EN İYİ ANİMASYON
Bu dalda da Akademinin zihninin net, oyunun belli olduğunu
düşünüyorum, kadın karakterin ön plana çıktığı Brave. Ancak benim favorim
farklı: Wreck-It Ralph. Filmin ahlaki mesajı takdire şayan olsa da, son dönem
teknolojisiyle yapılan animasyonlar nedense bana çok fazla sıcak gelmiyor. Bu
yıl ki animasyonlar da (uzun metraj) bana göre film yok sanırım.
EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
Akademi’nin başka hiçbir dalda yüz vermese de en azından bu
ana dalda Life Of Pi’ye bir parmak bal çalacağını düşünüyorum. Ben ise,
gerekçelerimiz çok farklı olsa da aynı filmin bu ödülü alacağını düşünüyorum. Bu
arada, İngiliz tarzına selam çakma kabilinden Skyfall da sürpriz yapabilir
hani.
En iyi müzik dalında, lifa Of Pi, kostüm dalında Anna Karenina,
(Sefiller ve Lincoln da sürpriz yapabilir), belgeselde The Invisible War’ın,
kurguda Argo’nun, kısa animasyonda ise Paperman’ın ödül alacağını düşünüyorum.
Elbette ki tüm bunlar sübjektif değerlendirmelerimiz.
Bakalım, dünyanın en büyük sinema organizasyonunun 85.sinde kimler gülecek!



































