7 Nisan 2010 Çarşamba

YÜREĞİNE SOR: Olan hep yumurtaya olur!


Alev Alatlı’nın 1995 yılında yayınladığı romanı ‘Yaseminler tüter mi, hâlâ?’ yayımlandığı dönemde pek de moda olmayan bir konuya sahipti: Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasındaki insani ilişkiler. Rum olarak doğup, Türk kocasına dört çocuk verdikten sonra, Eskihisar’dan Yunanistan’a göç etmiş bir Rum ile evlenen Eleni Naciye’nin hikayesiydi roman. Ve o yıllarda yazar “Türkler Yunan yanlısı, Yunanlılar da Türk yanlısı buldu, kimse beğenmedi” demişti. Esasen aşkları efsaneleştiren kavramların başında geliyordu düşmanlık. Zira dramatik aksiyonun en temel taşlarından biriydi bu çatışma. Usta yönetmen Yusuf Kurçenli’nin son filminin kaynağı bu kitap mıdır bilemem ama yönetmen senaryoyu 5 yılda yazdığını ifade ediyor. Ve filmin ilk ismi de “Sevdaya Durmak”mış. Neden değiştirmiş tam olarak bilemiyoruz.


Esasen bu filmin Nezih Ünen’in müthiş belgeseli Anadolu’nun Kayıp Şarkıları ile aynı hafta vizyona girmesi hoş bir tevafuk. Zira belgeselde gördüğümüz insanların yakın geçmişine dair sahici (şahsen çok onaylamasam da) insani perspektiften bakmayı deneyen namuslu bir film Yüreğine Sor.

Hikaye şöyle: “19. yüzyılın sonunda, Karadeniz’de yaşayan Esma ile Mustafa birbirini çok sevmektedir. Ne var ki; bu aşkın bir engeli vardır: Mustafa gizli bir Hıristiyan’dır. Esma da dahil herkes onu Müslüman sanmaktadır. Osmanlı idaresi, yasal düzenlemelerle Hıristiyan tebaayı Müslümanlarla eşit duruma getirdiğinde kilise gizli Hıristiyanların dinlerini açıklamasını ister. Bu, Mustafa için zor bir durumdur. Müslüman bir kızın Hıristiyan erkekle evlenmesi ne toplumsal, ne de yasal olarak mümkündür. Bu imkansız aşka bir başka engel ise Esma’yı tutkuyla seven bey oğlu Mehmet’tir. Ve esasen ‘Farklılıklarımız zenginliğimizdir’ deyişinin bazı alanlarda çok da işe yaramadığını anlarız. Film şöyle bir tespitte bulunuyor: “Aslında bir orta yol bulunur ama doğum, ölüm bir de nikah çatallaştırıyor işi!”


Yusuf Kurçenli şahsen çok sevdiğim ve takdir ettiğim, entelektüel namusunu yakından bildiğim bir sanatçı. Ve Yüreğine Sor birçok açıdan son derece başarılı bir film. Lakin bir nokta var ki, yönetmen ile ciddi şekilde çatallaşıyor yolumuz: Aşk gibi -hele ki efsaneleşmeye müsaitse- patolojik bir durum için ne ilahi ne de beşeri kural-kaidelerin hiçbiri geçerli olmaz pek. Eğer bu manada bir çatışmaya sokarsanız insanı her halükarda olan hep insana olur. Ve insan sadece kalpten müteşekkil bir organizma değildir. Bu nedenle bu tür bir öyküyü aktarırken sair gerçekçi parametreleri basit ya da önemsiz gibi göstermek birazcık haksızlık olacaktır.

Öte yandan atmosferi, kurgusu, oyunculukları ve gerçekçiliği ile başarılı bir film Yüreğine Sor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder