Ali, Danimarka’da yaşayan bir Müslüman gençtir. Okulu bırakıp atölyede esnaf olmaya karar vermiş ve kız arkadaşıyla evlilik planları yapmaktadır. Derken kapısını bir gün Danimarka ordusundan bir subay çalar ve Farsça-Arapça bilen Ali’ye Irak’ta savaşan Danimarkalı askerler için tercümanlık yapma işi teklif eder.
Savaşın acımasız yönü Ali’nin kırılgan ruhunda onulmaz yaralar açar. Tuttuğu günlüğü ve elde ettiği insanlık dışı işkence resimleri ile kısa süre sonra memleketine döner. Ordunun tüm sıkı denetimine rağmen günlüğü ve resimleri sivil hayatına kaçırmayı başarır.
Bir senarist olan Falk ise üretim güçlüğü çekmektedir. Genelde can acıtan hikâyeler yazan bu senarist yaşadığı tıkanmayı biraz da ailevi sorunlarına bağlamaktadır. Çek kökenli karısı ile her şey güzeldir ancak çocuklarının olmaması başlarda önemsiz bir mesele gibi durur ve bir evlat edinerek bu hasreti gidermeyi planlarlar.
Ve bir gece yarısı Falk’ın arabası Ali’ye çarpar. Ağır yaralı durumdaki genç, Falk’tan çantasına sahip çıkmasını ister. Panik içindeki yazar olay yerinden kaçar. Kazazedenin çantasını açtığında ise karşısına savaşın görünmeyen yüzü çıkar.
O andan itibaren hayatındaki her şey altüst olmaya başlar senaristin. Danimarka tam da genel seçimlere gitmeye hazırlanırken, senarist ele geçirdiği belgeleri kamuoyuyla paylaşmak için hamle yapar. Meseleyi deştikçe giderek yalnızlaşır ve paranoyaklaşır. Sanki görünmeyen bir el hayatına müdahale etmiş ve her şeyi kötüye çevirmeye başlamıştır…
Bu tür politik dram filmlerin en büyük sıkıntısı olan diyaloğa dayalı ağır aksak ilerleme sıkıntısı taşımıyor Her Şey Çok Güzel Olacak. Aksine, yönetmen zaman zaman filmin akış hızını bilinçli olarak yavaşlatıp seyirciyi filme daha çok yaklaştırmak istiyor. Bu anlamda oldukça başarılı ve Avrupa sinemasının klasik ‘sıkıcılık’ çemberini ziyadesiyle kırıyor.
Öte yandan çizdiği tehlikeli politik tablo ve devletin gizli ayak oyunlarının yanında bireysel dramı da enfes yediriyor filmine yönetmen Boe. Filmin kahramanı senarist Falk’ın giderek paranoyaya dönüşen vesveselerinin ulaştığı boyutun, ailesini parçalayacak kadar derinleşmesini bir anda değil, usulca aktarıyor bize.
Bu anlamda, anlattığı konu kadar derin ve etkileyici bir film.
Her Şey Güzel Olacak, rahat içindeki Batı’nın tüm konforunu bozup Ortadoğu’ya demokrasi adına götürdüğü kan ve vahşeti muazzam bir sükunet ve etkiyle aktarıyor izleyiciye. Hiç acele etmeden, abartıya kaçmadan, provokatif bir dil kullanmadan.
Önemser misiniz bilmem ama Ali’nin kız arkadaşını daha önce Dövüşçü filminden de izlediğimiz Türk oyuncu Özlem Sağlanmak canlandırıyor. Etkisi sadeliğinde gizli bir film Her Şey Güzel Olacak.
Her Şey Güzel Olacak
(Alting bliver godt igen)
Yönetmen: Christoffer Boe
Oyuncular: Jens Albinus, Benjamin Boe Rasmussen, Igor Radosavljevic, Paprika Steen, Marijana Jankovic, Özlem Sağlanmak
Tür: Dram, Gerilim
Süre: 90 dakika
2010, Danimarka, Fransa, İsveç

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder