![]() |
| Tekinsiz mekanlar her dönem korkularımıza kaynaklık etmiştir. |
Merhum Necip Fazıl’ın gençlik yıllarında yazdığı şiirlerinde çok ciddi anlamda korku ve gizem vardır. Şairler Sultanı, zamanı, mekanı ve insanı birer gerilim ve ürperti unsuru olarak şahane kullanır. Misalen Boş Odalar isimli şiirinden:
“Şu karşı evin boş odalarında,
Duvarlara sinmiş bir hayalet var.
Elinde mum, gece ortalarında,
Bucak bucak gezer, birini arar.”
“Şu karşı evin boş odalarında,
Duvarlara sinmiş bir hayalet var.
Elinde mum, gece ortalarında,
Bucak bucak gezer, birini arar.”
Mekan, sinema için ilk günden beri çok cazip bir korku öğesidir. Sinemacıların önce kurguyu, ardından türleri keşfinden sonra mekanlar sıklıkla kullandıkları unsur olmuştur. Bela Lugosi, Alfred Hitchcock filmlerinden geliniz uzak doğu korkularına kadar dikkatli bir gözle bakıldığında mekanın korkuyu ve gerilimi tırmandırmada çok ciddi rolü olduğu görülecektir. Rebecca’dan Sapık’a, Çığlık’tan Testere serisine kadar bütün kült olmuş korku filmlerinde mekanın önemi büyüktür.
Tekin olmayan gölgelikler, ürpertici çatı katları, dehşet dolu bodrumlar, gacırdayan basamaklar, ayak seslerini kat be kat yükselten döşemeler, nedensiz açılıp kapanan kapılar, tüyleri diken diken edici bahçeye bakan pencereler, üstüne bir de yağmur eklendi mi korku ve gerilim filmleri için bulunmaz ortamlara dönüşüyorlar. Alejandro Amenábar’ın muhteşem filmi The Others’ı hatırlayalım.
Her nasılsa ülkemizde gösterim şansı bulan İspanyol filmi La Herencia Valdemar – Lanetli Miras tam da böylesi bir film. José Luis Alemán kendi yazdığı senaryoyu yönetmiş. Bütününe bakıldığında bu türden filmlerde ne olması gerekiyorsa hepsine sahip olan film, iki ayrı bölüm halinde vizyona giriyor.
Birinci bölümünün özeti şöyle: Luisa Llorente, tarihi konakları alıp satan bir emlakçıda eksper olarak çalışan bir uzmandır. Acımasız rekabetin yaşandığı emlak sektöründe, iş arkadaşının nedensiz yere işi bırakmasıyla onun ilgilenmesi gereken bir konak ile ilgilenmek durumunda kalır. Bu ev Victoria döneminde Valdemar’a ait bir binadır. Luisa evin bedelini tespit etmek üzere uydu haritalarında bile yolu doğru düzgün görünmeyen bölgeye gider. Tuhaf bahçıvanın, en iş yaptığı belli olmayan bir şoförün bakımını yaptığı bu eski ve ürkütücü mekan Luisa’nın ölüm kalım savaşı vereceği bir mekana dönüşmeye başlar.
Lanetli Miras’ın en büyük handikabı filmin uzunluğu nedeniyle ikiye bölünmesi. Dolayısıyla izleyici bu ilk bölümde Luisa ile başlıyor ama Valdemar’ların hayatına dalıyor. Ve final sahnesine kadar günümüzden kopup geriye dönüşlerle hikayeyi izliyoruz. Çok küçük araya girişlerle kaybolan Luisa’nın peşine düşen Nicholas’ın hikayesine göz atabiliyoruz. Sanırım hikayenin ikinci bölümünde Luisa ile Nicholas’ın arayış hikayesini izleyeceğiz.
Film, Pan’ın Labirenti gibi muhteşem bir fantastik gerilim filmini bağrından çıkarmış İspanyol sineması için çok fazla anlam ifade etmeyebilir. Lakin Valdemarailesinin özelinde İspanyol burjuvazisine hiç de küçümsenmeyecek atışlarda bulunuyor yönetmen. Viktorya dönemini tasvir ederken, insani değerlerin nasıl birer oyuncağa dönüştürüldüğünü ve burjuvazi eğlencesinin faciaya dönüşmesini anlatıyor.
Kişisel anlamda çok fazla kan revan içermiyorsa bu tür filmleri, her ne kadar konusunu ve finalini kolaylıkla tahmin edebiliyor olsak da, ilgiyle izliyorum.
Yazının girişinde bahsini ettiğim mekanın tekinsizliği ve ürperticiliği beni her zaman kendine çekiyor. Noktayı yine Necip Fazıl’ın bu tür mekanlar için yazdığı dizelerle bitirelim:
“Sonra işitilir sert bir hıçkırık,
Basar odaları belirsiz cinler.
Karanlık avluda döner bir çıkrık;
Sanırsın, kundakta bir çocuk inler…”
“Sonra işitilir sert bir hıçkırık,
Basar odaları belirsiz cinler.
Karanlık avluda döner bir çıkrık;
Sanırsın, kundakta bir çocuk inler…”
Son sözü ise bu filmi ithal eden şirket için söyleyelim, bir dağıtım şirketi, kendi filmini bu kadar izleyiciden gizleyebilir, helal olsun.


''
YanıtlaSilSon sözü ise bu filmi ithal eden şirket için söyleyelim, bir dağıtım şirketi, kendi filmini bu kadar izleyiciden gizleyebilir, helal olsun. ''
:)
m.t.
harika bir filme benziyo..poster hele çok etkileyici....
YanıtlaSilm.t.