15 Mayıs 2011 Pazar

Öyleyse!


Bilmek, öğrenmek değil ‘buluş’tur. Bilmek, yol almak değil ‘varış’tır. Başlangıcı ile sonu aynı olan noktaya ulaşabilmektir bilmek. Ha sağa gitmişsin, ha sola, ha yukarı yıkmışsın, ha aşağı inmiş, farketmez. Ha içten dışa, ha dıştan içe... Kendini bildiğin an Rabbini, Rabbini bildiğin an kendini bilmişsindir artık!

Bilmek bazen bir ödül, bazen uzun ve ardışık imtihan. Beklenmedik anda vuran piyango, bilmek! Ya da gece her şeyden habersiz uyuyan çocuğun başucuna konulan sürpriz hediye! Bilmenin sabahları o yüzden çocuksu sevinç çığlığı –ve ziyadesiyle- gözyaşıyla dopdoludur.

Kimi zaman ise zorların zorudur, bilmek. Kanatan, acıtan, can yakan bir sürecin sonundaki menzil. Şairin dediği gibi, ‘gece hendeğe düşer gibi’ düşerek bilmek ya da yıllar boyu etrafında sayısız tur attıktan sonra ‘aniden karşına çıkan deniz’ gibi şaşırarak bilmek!

Kolay ya da zor, fark etmez, bilmek; bir ödül, bir armağan, yaratılmışların en cahili potansiyelini taşıyan insanoğluna!

Bilmek bir mesuliyet aynı zamanda. Bilmeyenle bir olmaktan ayrılmak. Belki ilk etapta korkarak irkilmek ama sonra korkunun da bir yaratılan olduğunu bilerek korkusuzlaşmak.

Ayrıca ‘arınmak’ demek bilmek. Ve kurtulmak fazlalıklardan. Tüm safraları birer birer atmak mesela. Bilmek, bir bahar temizliği ruhlar için, bahar sevincini yaşarken. Önce gereksiz kelimelerden, sonra boş çerçevelerden. O çerçeveler ki kimilerinin kemerlerini süsler, kimilerinin duvarlarını.

Bilmek, içi samanla doldurulmuş malayani şeyleri koymak kapının önüne. Bilmek, ruhun pencerelerini açmak, vicdanı havalandırmak. Bilmek, kalbe batan kıymıkları teker teker ayıklamak, huzur merhemiyle kapamak içteki yaraları.

Bilmek dıştan ‘âzâde’ olmak, kabuğa takılmamak. Bilmek içteki hazineyi bulmak, stoplâzmanın da içine, çekirdeğe varabilmek.

Unutmayalım; bilmek yol almak değil; varmak!

Bilmek, acımasızlığa acımadan yol vermek, acıyı kabullenmek. Bilmek, odalar dolusu kahkahayı gözyaşı süpürgesiyle bedenden dışarı atmak. Halının altında birikmiş ne kadar utanç varsa geçmişe dair hepsiyle yüzleşmek.

Bilmek, sifonunu çekmek masivanın…

Bilmek, halı misali, ruhu sarkıtıp balkondan acımadan tozunu almak. Edep kırbacını kendi kendinde şaklatmak. Hoyratlığın delişmen akarsuyundan dingin göllere ulaşmaktır bilmek. Uğultulu uçurumlardan huzurun vadilerine süzülmek.

Bilmek, mazeretin ufunetli çöplüğünden uzaklaşıp, hakikatin ‘herkes yahşî men yamân’ mertebesine ulaşmak.

Bilmek tevazuun suskun diliyle ‘kainata meydan okumak’ aslında… Bildiğini bilmek ile bilmediğini bilmek, bitişik odalarda yatan ikiz kardeştirler bu yüzden. Feraset maymuncuğunu basiret projeksiyonuyla birleştirebilmek de bilmenin getirdiği zanaatkarlıklardan biri. Paslı kilitleri fırlatıp atmak birer birer, kapıları ardına kadar açabilmek, kolları açar gibi!

Bilmek, alemi ‘idrak’ etmek, en makrosundan en mikrosuna kadar. Geçtik en klişesinden ‘büyük resmi’, resmin en minimalini görebilmek.

Bilmek, soruların küçüklüğünü görmek, cevapların büyüklüğü karşısında. Gölgeleri kovmanın ne kadar kolay olduğunu anlamak, hakikatin ışığıyla.

Bilmek kendinden başladığın yolculuğu yine kendinde bitirmek, başlangıç çizgisiyle bitiş çizgisini birleştirebilmek. Bilmek, idrak baltasıyla ‘Azer’in evindeki tüm putları tek tek yerle bir etmek. İkiye yarılan nehirleri, ortadan bölünen kamerleri, azgın dalgaların arasında yüzen sefineleri görmek gönül perdesinde.

Bilmek, Arşimet’in aradığı dayanak noktası, Epiktetos’un özgürlük zannettiği yanılgının ispatı, Diyojen’in zenginliği…

Şimdi bunu da bilmiyoruzdur biz.  

Bilelim öyleyse…

4 yorum:

  1. KENDİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR...Hayatın akışında ordan oraya savrulurken malesef kendimizi tanımaya vaktimiz olmuyor çoğu zaman .Akışta onun, bunun, şunun planlarının bir parçası olup yaşıyoruz.Yaşarken severiz,öfkeleniriz,üzülürüz ve kendi adıma çoğunda niye böyle tepkiler verdiğimi bilmiycek kadar kendime yabancı hissedrim kendimi...Ya yapmak istediklerim,olmak istediklerim.Kendimi bilemeyince, Rabbimi bilemeyince hiç bir şeyin istediğim gibi gitmediğini farkediyorum çoğu zaman.Bilmeyle alakalı karşılaşmakdan korktuğum en acınası halse hesap verirken neyi neden yaptığımı anlatamayacak kadar bilgisiz olmam kendimden, yaratıcıdan, nizam ve intizamdan...Bilmek istiyorum,kendimi,kendi aynamda yaratıcımı.

    Çok özel bir paylaşım.Gelişen dünyanıza bizide dahil ettiğiniz için çok teşekkürler...Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. yazılarınızı çok beğenmemle birlikte, nedense hep bir çok bilmişlik tadı alıyorum bazı yazılarınızda ve de twitlerinizde...yanlış anlayıp hemen kızmayın, bu belki de sizinde farkında olmadığınız bişeydir..m.t.

    YanıtlaSil
  3. Yahuu bu nasıl bir yetenektir dostum ha! Bir insan ismiyle bu kadar mı müsemma olur yaa...Beni fena halde etkiliyorsunuz...Valla sizinle iki saat oturup bir semaver dolusu çayı sohbet ederek tüketmeyi çok isterdim...Adamımsınız işte bu kadar :)))

    YanıtlaSil
  4. bi önceki yorumumu nasıl sansürsüz yayınladınız şaşırdım doğrusu..teşekkür edrim..m.t.

    YanıtlaSil