Yavuz Tuğrul’un Gönül Yarası filminde beni yüreğimden vuran
bir cümle vardı: ‘Hepimiz hayallerimizin kurbanıyız!’ Hepi topu 6 dakikalık,
diyalogsuz bir kısa film olan El Empleo - İstihdam ise bize hepimizin sahip
olduklarımızın kölesi olduğunu haykırıyor. Hem de öyle böyle değil; sakince,
usul usul akarak.
2008 yapımı animasyon filmi adeta modern bir menkıbe gibi
anlatıyor derdini. Film, en mütevazısından en devasasına kadar tüm yaşamların
büyük bir sistemin çarkından ibaret olduğunu çarpıcı bir şekilde ele alıyor ve
can yakan bir finalle bitiriyor.
Aslında en kestirmesinden özetleyecek olursak, hiçliğe
gidişin hikayesi El Empleo. Modernizmin insanı nasıl hiçleştirdiğini, hislerini
felç ederek sıradan birer aparata dönüştürdüğünü anlatıyor. Bu anlamda sıkı bir
‘Dönüşüm’ filmi aynı zamanda. (Kafka’ya selam olsun)
Hikaye çok basit aslında; bir adam uykudan uyanıp işe
gidiyor ama önce anlam veremediğimiz görüntüler eşliğinde izliyoruz olup
biteni. 6 dakikanın sonunda ise, ‘Vay be’ dedirtmeyi başarıyor yönetmen Santiago
Grasso. Hepi topu iki kısa filmi var yönetmenin. Zaten marifet film ve
tekniğinden ziyade metinde. Bunun da altında Patricio Plaza’nın imzası var.
Fikir de ondan çıkmış, metin de…
Tuhaf olan şey ise şu; kahramanımız uyandığı andan itibaren
sağı/solu, dört yanı insanlarla dolu olduğu halde fena halde bir mutlak
yalnızlık yaşıyor. Ve bu yalnızlığın getirdiği dumur olma durumu. Sayıların hiçbir
anlam ifade etmediği, zamanın ise sadece ‘zamanlama’ bağlamında bir değer ifade
ettiği dünyadan bahsediyor kısa film. Gidişat hakkında derin kaygıları çizgiye
dökerek, kocaman bir balyoz ile tepemize iniyor; gidişat hiçliğedir!
Not: Filmin yüksek çözünürlüklü izleme seçeneği var.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder