21 Ekim 2014 Salı

8. Gün: Akıldan kalbe giden yollarda

Bir çağ yaşıyoruz; rekabetin insanlık eşiğini her geçen gün biraz daha aşağı çektiği... Öyle bir çağ ki, acımasız kapitalizm zayıfa hayat hakkını vermemekle beraber, güçlünün de ayakta kalabilmek için daha da zalimleştiği. İşte böylesi bir çağda sıradışı insanların hikayesi 8. Gün. Filmin hikayesi ve anlatım dili oldukça sıradışı: Georges, Down sendromu olan ve bir mental klinikte hayatını sürdürmekte olan bir adamdır. Harry ise günlerini oldukça meşgul geçiren bir iş adamıdır. İş hayatında çok başarılıdır ancak karısının iki çocuğunu da yanına alarak kendisini terk etmesinden sonra bir türlü belini doğrultamamış ve sosyal hayata atılamamıştır. Bu iki apayrı insanın hayatı çeşitli tesadüflerin akabinde kesişmek üzeredir.

Filmin yönetmeni Belçikalı Jaco van Dormael, çok fazla film çeken biri değil. Ancak çektiği her film üstün sinema örneği olmasa da sıradışı ve etkileyici. Van Dormel, bu filmden önce kısa filmler ve belgesellerle adını duyurmuştu. Hassaten sinemanın babası sayılan Lumierre Kardeşleri anlattığı belgesel en özellerindendi. Yönetmen 8. Gün’den sonra Bay Hiçkimse ile yetenek ve başarısının tesadüfi olmadığını kanıtlamıştı.




8. Gün yani orijinal ismiyle “Le huitième jour” ya da uluslararası vizyon ismiyle The Eighth Day’in başrolünde gerçek down sendromlu bir oyuncu var; Pascal Duquenne… Belçikalı bu muhteşem çocuğu keşfeden yönetmen daha sonra başka projelerinde de (Örneğin Bay Hiçkimse) yer vermişti. Duquenne öylesine muazzam bir oyun çıkarıyor ki, cannes’da en iyi oyuncu ödülünü almıştı.
8. Gün etkileyici konusu, anlatımı, oyunculukları ve mesajıyla insan ruhuna işleyen filmlerden. İzlemek lazım…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder