Bir çağ yaşıyoruz; rekabetin insanlık eşiğini her geçen gün
biraz daha aşağı çektiği... Öyle bir çağ ki, acımasız kapitalizm zayıfa hayat hakkını vermemekle
beraber, güçlünün de ayakta kalabilmek için daha da zalimleştiği. İşte böylesi
bir çağda sıradışı insanların hikayesi 8. Gün. Filmin hikayesi ve anlatım dili
oldukça sıradışı: Georges, Down sendromu olan ve bir mental klinikte hayatını
sürdürmekte olan bir adamdır. Harry ise günlerini oldukça meşgul geçiren bir iş
adamıdır. İş hayatında çok başarılıdır ancak karısının iki çocuğunu da yanına
alarak kendisini terk etmesinden sonra bir türlü belini doğrultamamış ve sosyal
hayata atılamamıştır. Bu iki apayrı insanın hayatı çeşitli tesadüflerin
akabinde kesişmek üzeredir.
Filmin yönetmeni Belçikalı Jaco van Dormael, çok fazla film
çeken biri değil. Ancak çektiği her film üstün sinema örneği olmasa da sıradışı
ve etkileyici. Van Dormel, bu filmden önce kısa filmler ve belgesellerle adını
duyurmuştu. Hassaten sinemanın babası sayılan Lumierre Kardeşleri anlattığı
belgesel en özellerindendi. Yönetmen 8. Gün’den sonra Bay Hiçkimse ile yetenek
ve başarısının tesadüfi olmadığını kanıtlamıştı.
8. Gün yani orijinal ismiyle “Le huitième jour” ya da
uluslararası vizyon ismiyle The Eighth Day’in başrolünde gerçek down sendromlu
bir oyuncu var; Pascal Duquenne… Belçikalı bu muhteşem çocuğu keşfeden yönetmen
daha sonra başka projelerinde de (Örneğin Bay Hiçkimse) yer vermişti. Duquenne
öylesine muazzam bir oyun çıkarıyor ki, cannes’da en iyi oyuncu ödülünü
almıştı.
8. Gün etkileyici konusu, anlatımı, oyunculukları ve
mesajıyla insan ruhuna işleyen filmlerden. İzlemek lazım…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder