Beklemek çileli bir süreç... Bir imtihan, beklenilenin
önemine göre yücelen bir mukaddes eylem esasen. Sevdaya dayanabilecek mesafe ve
zaman yoktur bu sebeple.
Muhteva ve keyfiyet belirliyor bu sürecin
destanlaşabilmesini. Kimi bekleyişler var ki ibadete denk. Benim zihnimde
beklemenin karşılığı hurma ağacına tırmanan Ensar belirir. Ellerini siper edip
gözler kısık kızgın çölde Peygamber silueti gözetleyen o mübarek insanlar…
Beklenilenin büyüklüğünü anlayabilmek için bekleyenin sabrı ve tevekkülüne de bakmak
lazım. Sabır bu nedenle kutsal bir çile, insan ruhunu pişiren muazzam bir
fırın.
Birleşen Gönüller bir bekleyiş filmi. Gideni, gidilmesi
gereken yeri, bekleyeni ve beklenileni sinema diliyle ele alan, çile ve
ıztırapla çepeçevre sarmalanmış kadim bir deryadan birkaç damlalık epik bir
hikâye. Ve elbette sırtını gerçeklik, yaşanmışlıkla beraber adanmışlığa
yaslıyor.
Yıllar önce sevgili Gürkan Vural bana bir hikâye anlatmıştı.
Dinlerken şakakları zonklatan, genzi tıkayan ve göz pınarlarını nemlendiren bir
öykü. Sonra aynı öyküyü roman formunda okudum.
Ser Film, bu yaşanmış destanı, başka bir destan
külliyatından sadece bir tane öyküyle birleştirerek filme aktarmış. Birleşen
Gönüller, II. Dünya Savaşı döneminde yaşanan bir sevda, ayrılış, hasret, arayış
ve bekleyiş hikâyesini yüksek sinema estetiğiyle ele alan bir yapım.
Sovyetler’in dağılması ile ülkemizdeki adanmışların yıllardır baskı altında
inleyen cumhuriyetlere bir avuç serin su yetiştirme misali koşmasıyla başlıyor
film. Yunus öğretmen ve ailesi Kazakistan’daki okula gitmek üzere yola
çıkıyorlar. Ki kendi dertleri var yeterince. Çocukları rahatsız, ebeveynler
gayr-i memnun, evin hanımı tedirgin vs... Oraya vardıklarında istasyonda bir
bekleyen buluyorlar karşılarında: Cennet Nine… Cennet, tam 50 yıldır gidip
geliyor tren istasyonuna. Ağlamaktan kurumaya yüz tutan gözleri hep ufukta.
Tren her durduğunda gözleri eşikte sevdiği insanın inmesini bekliyor. Sonradan
anlıyoruz ki beklediği sadece ömründe bir gün beraber olabildiği eşi Niyaz
değil, başkaları da var. Özenle örüp sakladığı bir çift minik eldivenin
sahipleri de beklenenler arasında. İşte bu iki bekleyişin iç içe geçmesiyle bir
tür hasret, çile ve kutsi mücadele hikâyesi filmin omurgasını oluşturuyor.
Masal ile yaşanan dünya iç içe geçiyor, hayal ile hakikat…
Filmin yönetmenini televizyon filmlerinden tanıyoruz
aslında: Hasan Kıraç. Özellikle Cennet ve Niyaz’ın hikâyelerini anlatırken
oluşturduğu başarılı atmosfer ve dünya ile her türlü övgüyü hak eden bir film
Birleşen Gönüller. Tamamı yurtdışında çekilen bu bölüm değme Hollywood
yapımlarıyla yarışabilecek kadar başarılı. Müziklerini Eventhia’nın yaptığı
filmdeki oyuncular belki çok bilinen değil ama hepsi rolünün hakkını
ziyadesiyle veriyor. Niyaz’ın yaşlılığını canlandıran usta aktör Fikret Hakan
oynamak için kelimeye bile ihtiyaç duymuyor!
Senaryosu Serkan Birlik tarafından yazılan film şüphesiz
kusursuz değil. Ancak gönül erlerini anlatmayı deneyen yapımlar arasında en
başarılı olanı diyebiliriz rahatlıkla.
Öte yandan belki de kurulan setlerin farklılığından olsa
gerek, filmin geçmişi anlattığı bölümle 90’ları aktardığı bölüm arasında fark
edilir bir renk, derinlik ve anlatım farkı var. Bu yönüyle Birleşen Gönüller
‘çift estetik’li bir yapıya sahip gibi duruyor. Üstelik bu ‘dual’ görüntü
sadece işin estetik kısmında değil, hikâyesinde de belirgin. Yunus öğretmenin
fedakârca kurmaya ve kurtarmaya çalıştığı okulun öyküsünde karşımıza çıkan
Cennet Nine, bizlere bir masal anlatıyor. Ve yaklaşık bir saat süren bir geri
dönüş ile beraber destansı bir aşk izliyoruz filmde. Sonra tekrar 90’lara dönüp
hikmet ve hakikat derliyoruz. Keşke bunu yaparken eklektik görüntü, dil ve
diyalog farklılığı üzerinde biraz daha çalışılabilseymiş.
Ancak ne gam! Bütün bu ayrıntılar filmin dokusuna hasar
verecek ciddiyette değil. Birleşen Gönüller, bir adanmış destanını, destansı
bir sevda hikâyesiyle aynı perdeye indirirken seyircinin yüreğine işlemeyi
başarıyor.
Tam da böylesi sıkıntılı bir dönemde, yüreklere güçlü bir
ağıt gibi çökerken, iyi hissettiren bir film Birleşen Gönüller.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder