Ne şahane bir filmdi öyle... Milcho Manchevski'nin tek atımlık barutuydu belki. Girişinde "üç bölümlük hikaye" diyordu ama "çember yuvarlak değildir" de diyordu. Tek hikayeyi anlatıyordu aslında. Yağmur öncesi sıkıştıran, bunaltan havayı, kasaveti ve insanların tahammülsüzlüğünü anlatıyordu Manchevski. Belki Makedonya'yı, bosna'yı anlatıyor gibi görünüyordu ama neredeyse her toplumda yaşananlardı. insana, insanlığa dair bir gergef gibiydi Yağmurdan Önce (before The Rain) filmi.
Filmin güzelliği bir yana. Çünkü can yakan hikayesinin aksine, tablo gibi resimler ile bir görsel şölen de sunuyordu Yağmurdan Önce. Ancak ille de müziği. Anastasia'nın yaptığı ve her tınısı insan yüreğinin en ince telini titreten, bize hiç de uzak olmayan o melodiler. İmkanınız olursa filmi de izleyin...
Filmin linki şurada.
Uzattım, buyrun...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder