Sam Rockwell ismi ilk kez büyük bir rolde karşımıza
geldiğinde sene 1999’du ve filmin ismi Yeşil Yol’du. Rockwel iğrenç ötesi
tecavüzcü bir katili canlandırıyordu ve ismi de ‘Vahşi’ Bill idi. Sonra benzer
mühim rollerde de gördük onu ama bunlar arasında 2009 yapımı bir Duncan Jones
filmi olan Moon – Ay bambaşka bir yere sahiptir. Neredeyse tek kişilik olan bu
filmi usta oyuncu bir yandan adeta döktürürken, diğer yandan Ay, neredeyse Solaris
seviyesine yer yer ulaşan bir derinliğe sahipti.
Hikayesi şöyleydi Moon’un: Astronot Sam Bell, Lunar
Industries ile üç senelik bir kontrata imza atmıştır. Sözleşmede gezegenimizi
besleyen önemli enerji kaynaklarından olan Helium-3'ü keşfetmek üzere Ay'ın
karanlık bir köşesine gönderilmesi yer almaktadır.
Bu meşakkatli görevde yalnızlık artık kaderi olacaktır.
Görevi esnasında başına talihsiz bir kaza geliverir. Uydu bağlantısının da
kopmasıyla tüm iletişimi kaybeden Sam'i zor zamanlar beklemektedir. Neyse ki
Ay'da çekmek zorunda olduğu çile günlerinin sonlarına yaklaşmıştır ve evine
dönüp karısına ve kızıyla özlem gidermeye ramak kalmıştır.
Sonunda Sarang üssünden ayrılacak ve bir robot olan
Gerty'den başka kişilerle konuşabilecektir. Tabi ki şanssızlıklar Sam'in peşini
bırakmaz çünkü bu defa da sağlığından olur. Sam halüsinasyonlar ile beraber
hafızasını yitirmeye, oraya nasıl geldiğini dahi unutmaya başlar. Sam o andan
itibaren etrafında neler olup bittiğini anlamak için savaşmaya başlayacaktır.
Ay, şaşırtıcı finali ve varoluşa dair çok derinlere inmeyen
sorgulamalarıyla da sair uzay klişe filmlerinden sıyrılmayı başaran nadir
yapımlardan.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder