6 Mayıs 2013 Pazartesi
Vecihi Hürkuş’un hazin hikayesi
30 Nisan 2013 Salı
Acı Reçete: Prospektüs niyetine!
24 Nisan 2013 Çarşamba
23 Nisan 2013 Salı
Fıtratın sinemacısı: Mecid Mecidi
![]() |
| Yıl 1992, Baduk filminin setinde. |
| Yedirenk Sanat Vakfı'ndaki hararetli sohbetten... |
![]() |
| Serçelerin Şarkısı (2008) |
![]() |
| Bir çift eski ayakkabıdan çıkarılan büyük bir insanlık destanı: Cennetin Çocukları. |
![]() |
| 1996 yapımı bir başyapıt: Baba |
15 Nisan 2013 Pazartesi
Oblivion: Ben bir yalnız astranotum!
![]() |
| Başlarda mebzul miktarda klişe felsefeyi yedeğine alarak ilerleyen film, bir noktadan sonra bilim/kurgu aksiyonunun kollarına teslim ediyor kendini. |
![]() |
| Malcolm karakteri ziyadesiyle Morpheus'tan esinlenme. |
![]() |
| Jack-Malcolm yüzleşmesi Matrix'teki Neo-Morpheus yüzleşmesi gibi olmuş. |
![]() |
| Bir süre sonra, uzaylı yaratıkların aslında dünyalı alt sınıf olduğunu öğreniyoruz ama maalesef film yeterince derinlikli çizemiyor bu karakterleri. |
12 Nisan 2013 Cuma
Tanrı Amerika’yı Korusun: Ölmeden önce öldür!
8 Nisan 2013 Pazartesi
Sevgiliye masallar
Kalbimi kelimelerle doldurdum.
Mektuplarım onun için parmaklarını yakıyor. Dudaklarını da yakacak. Dudaklarını ve bütün varlığını.
Ben pervane değil, ateşim.
Kıskanıyorum kelimeleri. Birer kelebek gibi sana uçuyorlar.
Kelimeler senin kokunla sarhoş.
Saçlarını okşayan rüzgarı kıskanıyorum. Tenine sarılan entarini kıskanıyorum. Saçlarında dolaşan tarağı kıskanıyorum.
Anlıyor musun?
Aynanı kıskanıyorum. Yatağını kıskanıyorum. Yılları kıskanıyorum.
Kimsin sen?
Hüzünlü, kırılgan, komik, trajik: John Cazale
Önce biraz tarihten bahsetmek isterim…
Judas İskariyot, İsa'nın on iki havarisinden biriydi ve her
zaman havariler listesinin sonunda yer alırdı. "İskariyot" soyadı
muhtemelen Kudüs'ün güneyindeki Keriot kasabasından geliyor ve bu onu Celile
kökenli olmayan tek havari yapıyor. Bazı araştırmacılar "İskariyot"un
Latince "sicarius" (katil/suikastçı) kelimesinden türediğini ve onun
Sicarii (Scario’yu hatırlayalım) adlı radikal Yahudi grubuna mensup
olabileceğini öne sürer.
Judas, öğrenciler arasında hazinedar (bir tür mali
müşavir/muhasebeci) görevini yürütüyordu. Para kutusunu bekçilik ve
haydutlardan koruma sorumluluğu kendisindeydi. Yuhanna 12:6'ya göre para
kutusundan para çalarmış. Bu güvenilir konumu, diğer öğrencilerin son akşam
yemeğinde onu şüphelenmemelerinin sebebiydi.
Milattan sonra 30. İsa Nebi 30 yaşında. O hafta başına
gelecekler belki de bildirilmişti. Bunu kimse bilmiyor.
O seneki Fısıh bayramından birkaç gün önce, Judas İskariyot
Kudüs'teki dini otoritelere gitti ve İsa'yı teslim etme teklifinde bulundu.
Sebebi hala pek bilinmiyor. Yani kesin değil. Matta
İncili'ne göre ihanetinin nedeni açgözlülük, Luka İncili'ne göre ise Şeytan'ın
etkisiydi. Bazı Hıristeyan tarihçiler ise onun Roma işgaline karşı isyan
çıkarma konusunda İsa'dan hayal kırıklığına uğramış olabileceğini ileri sürer.
Öyle ya da böyle. Teklif ettiği kesin, karşılığında ne
kazanacağı da…
Başkâhinler ona 30 gümüş para ödemeyi kabul ettiler. Bu
miktar, o dönemde yaklaşık üç aylık işçi maaşına denk geliyordu. Yahudi din
adamları zaten İsa'yı tutuklatmayı planlıyorlardı ancak kalabalıkların
engellemeyeceği özel bir yere ihtiyaçları vardı.
İsa, herkesin (son Akşam yemeği olarak bildiği) bu Fısıh
yemeğinin yerini gizli tuttu. Yalnızca en yakın iki öğrencisine son anda
lokasyonu bildirdi. Nisan ayında, bir üst katta on iki öğrenciyle toplanarak
geleneksel Fısıh yemeğini gerçekleştirdi.
Yemek sırasında İsa ilk olarak öğrencilerinin ayaklarını
yıkadı; bu normalde hizmetkârların yaptığı bir işti. Bu sırada
"Temizsiniz, ama hepiniz değil" dedi. Havariler birbirlerine
baktığılar. Bugün bir farklılık vardı Nasaralı İsa’da!
Yemek devam ederken İsa, "Doğruyu söylüyorum size,
aranızdan biri bana ihanet edecek” dedi herkesin şok bakışları arasında ve
devam etti: “Burada benimle birlikte yemek yiyen biri" dedi. Bu cümleler
karşısında öğrenciler şaşırdı ve ilk etapta hiçbiri doğrudan Judas'ı suçlamadı,
bu da onun grup içindeki güvenilir konumunu gösteriyor.
Her öğrenci sırayla "Ben miyim Rabbi?" diye sordu.
Bu tepki, her birinin önce kendi vicdanını sorguladığını gösteriyordu.
İsa, isim vermeyecek ama tarif edecekti.
"Benimle aynı kâseye elini daldıran kişi beni ele
verecek" dedi ve "İnsanoğlunu ele veren kişinin vay haline! O kişi
hiç doğmasaydı kendisi için daha iyi olurdu" ekledi.
Judas da masum görünmek için "Beni kastetmiyorsunuz,
değil mi Rabbi?" diye sordu. İsa "Sen söyledin" diye cevap
verdi.
İsa ekmek parçasını çorba kâsesine batırdı ve Judas'a verdi.
Bu sırada "Yapacağın şeyi çabuk yap" dedi. Hıristiyanların yoğun
psikolojik baskı altında olduğu bu dönemde, kaynaklarda "Şeytan'ın Judas'a
girdiği" ifadesi kullanılır.
Masadakiler İsa'nın bu sözlerinin nedenini anlamadı.
Judas'ın hazinedar olması nedeniyle, bazıları ona bayram alışverişi yapmasını
veya fakirlere yardım etmesini söylediğini düşündü.
Anlaşmaya göre ertesi gün Getsemani (Zeytinyağı fabrikası) bahçesinde planı uygulamaya koyacaktı.
Son Akşam Yemeği’nde ihanetin ima edilmesinden sonra, İsa ve
öğrencileri şehrin doğusuna, Zeytin Dağı’nın eteklerindeki Getsemani bahçesine
çekildiler. Kaynakların aktardığına göre İsa, gece boyunca dua etti;
havarilerinden bazıları ise uykuyla mücadele ediyordu.
Tam bu sırada Judas İskariyot, Roma garnizonunun
askerleriyle, mabedin muhafızlarından oluşan bir birlik eşliğinde bahçeye
geldi. Yahudi ileri gelenleriyle yaptığı anlaşmaya göre işaret basitti: İsa’yı
öpecek, böylece kalabalık arasında kim olduğunu tereddütsüz gösterecekti.
Kaynakların tasvirine göre Judas, öne çıktı, İsa’ya yaklaştı
ve “Selam, Rabbi!” diyerek onu öptü. Bu jest, o dönemde dostluk ve bağlılık
göstergesi sayılırdı. Ancak bu kez, tarihe “ihanet öpücüğü” olarak geçecek bir
işaret olmuştu. İsa, Luka İncili’nde kaydedildiği şekliyle, Judas’a şu sözlerle
karşılık verdi:
“Judas, İnsanoğlunu bir öpücükle mi ele veriyorsun?”
Matta’da ise daha sakin ama keskin bir ifade yer alır: “Arkadaş,
yapmak için geldiğini yap.”
Ve o meşhur repliği patlattı: “Ne yaptığını biliyorum!”
Judas’ın öpücüğü, sonrasında söylenen bu söz, sessizliği bıçak gibi yarmıştı. Getsemani bahçesinde gecenin karanlığını sadece meşale alevleri ve zeytin ağaçlarının arasından yükselen uğultular dolduruyordu. Roma askerleri ve mabet muhafızları, Judas’ın işaretiyle ileri atıldılar.
İsa, karşı koymadı. O anın tanıklıklarında dikkat çeken şey,
onun sükûnetiydi. Havariler şaşkınlık ve öfke içindeydi. Matta’ya göre birkaçı,
“Rab, kılıca sarılalım mı?” diye sordu. Yuhanna, Simon Petrus’un kılıcını çekip
Başkâhin’in hizmetkârı Malkus’un kulağını kestiğini aktarır. Bu ani şiddet,
kısa bir anlığına düzeni bozdu.
Ancak İsa, şiddeti reddetti. “Kılıcını yerine koy! Babam’ın
bana verdiği kâseyi içmeyeyim mi istiyorsun?” sözleri, teslimiyetin hem
bireysel hem de teolojik boyutunu gösteriyor. Yaralanan hizmetkârı
iyileştirdiği rivayet edilir; bu, tutuklanma anının kaosunu bir anlığına
dindiren bir jesttir.
Ardından kalabalık İsa’ya doğru hamle yaptı. Kaynaklara göre
askerler onun ellerini bağladı. Bu sırada İsa, kendisini tutuklayan kalabalığa
döndü ve şu türden sözler söyledi:
“Gizlice bir hırsızmışım gibi mi geldiniz? Gün boyu mabetteydim, beni orada
tutuklamadınız.”
Havariler içinse bu an kırılma noktasıydı. Markos İncili,
“hepsi onu bırakıp kaçtı” der. Öğrencilerden bazıları zeytin ağaçlarının
arasına gizlenerek uzaklaştı. İsa ise bağlanmış elleriyle kalabalığın arasında
yalnız kaldı.
Bu an, Hıristiyan geleneklerinde “ihanetin tamamlanışı”
olarak görülür: Judas’ın öpücüğüyle başlayan süreç, havarilerin dağılması ve
İsa’nın yalnız başına Kudüs’ün yargı mekanizmasına teslim edilmesiyle
sonuçlanır.
Judas'ın adı daha sonra "hain" (a Judas) ve
"hain öpücüğü" (Judas kiss) kavramlarıyla özdeşleşti. Tarih boyunca
antisemitik stereotiplerin sembolü olarak kullanıldı, özellikle Holokost
sonrası bu yaklaşım sorgulanmaya başlandı.
Hikayenin en bilinen kısmı böyle ama bir de devamı var,
gerçi bizim bu yazımızla çok ilgili değil ama belki merak edenler olmuştur.
Devam edelim.
Matta İncili'ne göre Judas, İsa'nın ölüme mahkûm edildiğini
görünce pişman oldu, gümüş paraları geri vermeye çalıştı ve kendini astı.
Elçilerin İşleri kitabında ise "kötülüğünün ücretiyle tarla satın aldı ve
baş aşağı düşerek yarıldı ve bağırsakları döküldü" şeklinde farklı bir
ölüm anlatılır.
Başta edebiyat olmak üzere sanat bu "Judas Kiss"i sayısız kere kullandı. Hatta bazı eserlere bizzat bu isim verildi. Elbette sinema da bu trükü cömertçe kullanan sanat dallarından biriydi.





































%20-%20(MeisterDrucke-65814).jpg)


.jpeg)


.jpg)







.jpg)
.jpg)