9 Nisan 2009 Perşembe

Meraklısına festival rehberi



28. Uluslararası İstanbul Film Festivali, 04-19 Nisan 2009 tarihlerinde. Festivalde 20’ye yakın bölümde 150’yi (hatta 200'e yakın olmuş bu sayı!) aşkın film gösterilecek.




Bu sene 28.si düzenlenen Uluslararası İstanbul Film Festivali’nden midir, yoksa dağıtım şirketlerinin seçim filan gibi kaygılarından mıdır bilinmez, normal sinemalarda vizyona giren filmler arasında dişe dokunur bir yapım maalesef yok. Bu nedenle özellikle İstanbul’daki okurlar için bir festival turu yapmak en doğrusu olacaktır sanırım. İstanbul dışındaki okurlarımız sakın alınmasınlar, zira bahsini edeceğimiz filmler artık tüm şehirlerimizde gösterim imkânı bulabiliyorlar. Bu yazıyı önceden yapılmış bir hazırlık olarak görsünler lütfen.




Festivalin geleneksel “Dünya Festivallerinden”, “Genç Ustalar”, “Mayınlı Bölge” gibi bölümlerinde birçok filmin ilk gösterimi yapılacak. “Gümüş Ülke, Altın Sinema: Arjantin” ve “Aşk Olsun” gibi yeni bölümlerin yanında, “Asiler, Azizler, Âşıklar”, “Anılarına” gibi bölümlerle de klasik sinemanın örneklerine yer verilecek. Her yıl olduğu gibi ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri de yerini alacak. Açılışı cuma günü yapılan festival 19 Nisan’da sona erecek.



Oldukça enteresan bir filmle açıldı festival: Hoş Geldiniz. Artık yapımın ilginçliğinden midir, yoksa ismi güzel bir açılış filmi olabileceğini gösterdiğinden midir bilinmez, Fransız yapımı filmde bol miktarda oryantalist sosla beraber Avrupa’daki iki Müslüman gencin aşkı anlatılıyor. Türkçe ve Kürtçenin de konuşulduğu filmde epeyce Kürt kökenli genç oyuncu rol almış. Başrolde ise (Kürtler mi bilmiyorum ama) Maraş kökenli iki kardeş var: Fırat ve Derya Ayverdi. Kaçırdığınızı düşünmeyin, film salı (7 Nisan) günü tekrar gösterilecek.




Uluslararası Yarışma bölümünde bu sene 12 film yarışacak. 3 tane Fransız filmiyle (ne yazık ki en kötüleri de bu üçü) festival jürisinin tercihleri yönünde fikir veren yarışma bölümünde dikkat çeken filmler; İrlanda yapımı ‘Bu Filmde Ben de Varım’, İsrail yapımı ‘9.99$’, Bulgar yapımı sert ama sıkı bir suç filmi olan ‘Zift’ (Aslında bunu ‘Zıkkım’ olarak çevirmek lazımmış!), Toronto’dan FIBRESCI ödüllü bir Avustralya/Güney Afrika ortak yapımı ‘Utanç’ (Başrolde John Malkovich var), Semih Kaplanoğlu’nun derinlikli filmi ‘Süt’, sıra dışı ve bol ödüllü Şili/Brezilya filmi ‘Tony Moreno’, Yunan yapımı bir yol filmi olan ‘Atina-İstanbul’…Avrupa Konseyi ve Euroimages işbirliğiyle verilen Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE), “insan hakları konusunda kamuoyunda duyarlılık uyandıran, konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan” bir filme verilecek. Türk yapımı ‘Sonbahar’ bu kategoride. Bu bölümde dikkat çeken bir diğer film ise Brezilya yapımı ‘Son Durak 174’… Tanrıkent ve Özel Tim filmlerinin senaristinin elinden çıkma bir film. Zor izlenebilen bir iç savaş filmi olan ‘Kuduz Köpek Johnny’i de bu listeye eklemek lazım.




Türk sinemasının son dönem yapımlarının bir araya geldiği yerli bölümde, Ulusal Yarışma, Yarışma Dışı, Yeni Türk Sineması ve Belgeseller başlıkları altında 40’ı aşkın film yer alıyor. 14 Film Altın Lale için yarışacak. Ulusal Yarışma jürisi, Kutluğ Ataman’ın başkanlığında TimeOut Film Editörü Geoff Andrew, yazar Ayşe Kulin, yapımcı Zeynep Özbatur, Saraybosna Film Festivali Genel Yönetmeni Mirsad Purivatra ve oyuncu Bennu Yıldırımlar’dan oluşuyor. ‘Kara Köpekler Havlarken’, ‘Süt’, ‘Ali’nin Sekiz Günü’ yarışma bölümünün dikkat çekici filmlerinden. Nur Akalın’ın 2007’de hayatını kaybeden büyük bestekâr ve bağlama üstadı Özer Şenay’a adadığı ‘Merdiven Altı’ yarışma dışında gösterilecek. Belgesel bölümünde ise çok enteresan bir film göze çarpıyor: Kutluğ Ataman’ın ‘Aya Seyahat’i! ‘Türkler aya mı gitmiş?’ sorusunun cevabını, 1957’de Erzincan’ın bir köyünde dört köylünün aya seyahat etme çabalarıyla opak bir şekilde izleyeceğiz.




Akbank Galaları’nda gösterilecek sıra dışı yönetmen Kathryn Bigelow’un ‘Düşman Hattı’nı not edin lütfen. Bu sezon sinemalarda da gösterilecek film, Irak’ta bomba imha eden iki askerin hikâyesi. Festival ve Akbankçılar nedense Ararat’ın yönetmeni Atom Egoyan’a kucak açıyorlar. Yönetmenin her filmi gibi son derece bireysel ve eski defterleri kendince açtığı ‘Tapınma’ da bu bölümde gösteriliyor.




Yıllara Meydan Okuyanlar bölümü, anlaşıldığı üzere ‘eski tüfek’ sinemacıların son ürünlerini izleyiciye sunacak. Fransız bunalım sinemacısı Claude Chabrol (pek sever bizim sinematekçiler), İngiliz lirik filmlerinin ustası Terence Davis, Polonyalı 70’lik çınar Jerzy Skolimowski, yazar ve hukukçu yönetmen Bertrand Tavernier (Ah bu Fransız sevdası!) bu bölümün bazı sinemacıları. Ustaların son eserlerini bu bölümde bulmak mümkün. Dünya festivallerinin dikkat çeken filmlerinin gösterildiği bölümde ise İran kökenli ama doğma büyüme Amerikalı Ramin Bahrani (Onu Chop Shop’tan hatırlar meraklılar) ‘Hoşçakal Solo’ ile Türk izleyicisine selam çakacak. Bol ödüllü Kazak filmi (Yönetmeni esasen belgeselci olan Sergey Dvortsevoy) ‘Tulpan’ ise güzel bir komedi. Çehov’un İvanov’undan serbestçe uyarlanan ve İzlanda’nın Oscar adayı olan bir komedi olan ‘Belalı Düğün’ farklı coğrafyalar, farklı kültürler adına hoş bir tat. ‘Tokyo Sonatı’ ise parçalanmaya başlayan bir Japon aile özelinde toplumsal bir eleştiri içeriyor. Yalnız yönetmeni Kiyoshi Kurosawa’yı Akira Kurosawa ile karıştırmayalım, akraba bile değiller. Kolombiya yapımı bir suç filmi olan ‘İt İti Isırır’ ile bu bölümü noktalayalım.



Festival ülke olarak bu yıl projeksiyonu Arjantin’e çevirmiş. Bu ülkeden iyisiyle kötüsüyle 8 film gösteriliyor. Nasıl ki eski tüfeklere önem veriliyorsa, genç sinemacılar da unutulmuyor festivalde.




Genç Ustalar başlıklı bölümde, Macar filmi ‘İz Sürücü’, sinema sektörünün olmadığı Guatemala’dan ‘Benzin’, farklı bir Romanya komedisi olan ‘Oltanın Ucunda’, incelikli bir Güney Kore filmi olan ‘Ağaçsız Dağ’ gibi genelde genç sinemacıların ilk eserleri gösterilecek.




Mayınlı Bölge’de ise yine sınırları zorlayan, aykırı ve ayrıksı filmler var. Bunlardan biri Endonezya yapımı ‘Kör Domuz Uçmak İstiyor’… Film karışık kültürlerin bir araya geldiği bir toplumda değerler üzerinden göndermelerde bulunuyor. Amerika’nın göçmenlere uyguladığı insanlık dışı muameleleri eleştiren ‘Piçler’ ise Meksika yapımı minimalist bir film. İranlı usta yönetmen Abbas Kiarustemi ise son filmi ‘Şirin’ ile bir şark klasiği olan ‘Hüsrev ile Şirin’e farklı yaklaşıyor. Film meşhur aşk destanını izleyen ve aralarında Juliette Binoche’un da bulunduğu 112 İranlı kadının doğal tepkilerinden oluşan bir kolaj. Aykırılık olur da Takeshi Kitano olmaz mı? Japon usta gerçeküstü üçlemesinin son filmi (Öncekiler Takeshis ve Yaşasın Yönetmen’di) ‘Akileus ve Kaplumbağa’ ile sanat, kapitalizm ve hayal âlemi üçgeninde savaş veriyor. Yunan filozofu Zenon’un meşhur paradoksundan ismini alan film, orta yetenekteki bir ressamın hikâyesini anlatıyor. Varoluşçu bir şiddetöyküsü olan ‘Uzaklık’ ise Almanya’dan Haneke tadı taşıyor bizlere.




Tahmin edildiği üzere daha birçok bölüm ve ele alamadığımız onlarca film var. Aşk Olsun, NTV Belgesel Kuşağı, Geceyarısı Çılgınlığı, Çocuk Mönüsü, Bill Plympton Filmleri, Asiler, Azizler, Âşıklar, Ustalara Saygı, Anılarına (Elia Kazan, Paul Newman, Sydney Pollack, Yusuf Şahin) ve kısa filmler değinemediğimiz başlıklardan bazıları. www.iksv.org adresinden daha ayrıntılı inceleme yapabilir ilgilenenler.




Biletler tam 10 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü için 7 TL olacak. Festivalde hafta içi gündüz seansları ise 3,50 TL. 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali en iyi yabancı film Oscar’ını kazanan Japon filmi ‘Gidişler’ ile perdelerini indirecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder