Profesör sınıfta slayt eşliğinde ders anlatmaktadır. Konu
deprem… Işıklar yanar ve ilk öğrenci soruyu yapıştırır: “Hocam burada da böyle
bir deprem olacak mı?” Öğretmenin cevabı tanıdıktır: “Soru yanlış, olacak mı,
değil; ne zaman olacak?” Tartışma da, soru ve cevap da hiç yabancı değil… 99
depremi ile başlayan ve o günden sonra tanımaya başladığımız pek çok deprem
uzmanına sorulan soru ve alınan cevapla aynı…
Felaket konusunda her ülkeden biraz daha şansız olan
Amerika, felaket filmleri konusunda da rakipsiz. Son örnek ise önümüzde; San
Andreas Fayı… 99 depremini yakın zamanda yaşamayan bir nesil olsak, belki de
fay kelimesinin anlamından bile habersiz olacaktık. Popcorn filmler ve
eğlencelik TV dizileri ile kendine müstesna bir kariyer oluşturan yönetmen Brad
Payton, Amerikalıların kaslarına pek bayıldığı Dwayne Johnson’u yanına alarak
epey gürültülü ama felaket çıtasını epeyce yukarılarda tutarak işe girişmiş.
San Andreas Fayı, sade suya tirit giriş sekansından sonra büyük bir görsel
gösteri ile başlıyor. Pek çok filme final olabilecek baraj yıkım sahnesiyle
izleyiciyi nasıl bir gürültülü ve sarsıntılı filmin bekleyeceğini müjdeliyor.
Filmin hikâyesi tipik Amerikan felaket temasından milim
sapmıyor: Kurtarma helikopteri pilotu olan Ray, kendi çocuğunu kurtaramadığı
için hayatı ciddi psikolojik defo almıştır. Eşi ve kızı kendisinden uzaktadır,
üstelik karısı yeni bir evliliğin peşindedir. Evleneceği adam ise gökdelenler
dikmekle meşhur bir müteahhittir. Gel gör ki hayat düz bir çizgide devam etmez
ve 9 ve üzeri şiddetle seri deprem dalgası kahramanlarımızın yaşadığı
Kaliforniya ve Los Angeles’i vurmaya başlar. Ray büyük resim için bir şey
yapamaz belki ama karısı ve kızını kurtararak ailesini tekrar kurabilme şansı
doğmuştur.
Bu tür felaket filmlerini iki türlü okuma şansımız var. İlki
bize gösterilen ve bilimsel gerçekler, görsel efektlerle desteklenen gürültülü
bir macera filmi izliyormuş gibi izleyip salondan çıkmak. İkincisi ise biraz
daha alt okuma yaparak, filmin hamaset ve görünür sığ yüzeyinden bir alt
katmana inerek okuyabilmek. Birinci gözlük şahane bir Hollywood felaket filmi gösteriyor
bize. Öyle ki belki milyon insan öldükten, binalar yerle bir olduktan sonra
bile ‘Şimdi ne olacak?’ sorusuna, Amerikan bayrağı dalgalandırıp, ‘Ne olacak,
tekrar inşa edeceğiz!’ cevabıyla vatan millet edebiyatı…
Ancak ikinci gözlük, filmin belki yönetmenin bile aklına
gelmeyen, planlamadığı etkisi: Kendimize ait netice çıkarabilecek hakikat
gözlüğü.
Kutsi bir hadis vardır: “Ölmek için dünyaya gelirsiniz,
harap olmak için binalar yaparsınız.” diye. Hadis, her sabah melaikenin bu
cümleyi insanlığa haykırdığını belirtir. İnsanoğlunun tarihi, bina yapma
tarihidir. Bitmek tükenmek bilmeyen bir hırs ve arzuyla inşa eder. İnsanın
içindeki yukarı doğru inşa etme hırsı 5 bin yıl öncesine, Babil’e kadar
dayanır. Kutsal metinler durumu insanın tanrılaşma eğilimi olarak anlatırlar.
Ne ki zaman zaman fabrika ayarlarına döndürülür bir şekilde. Felaketler bu
yönüyle tam bir ibret tablosudur görenler için.
San Andreas Fayı’nın kötü kahramanı böyle bir adamdır ve
tehlike anında sevdiklerini bırakıp kaçmaktan çekinmez. Gerçi film kötülere
karşı yürek soğutan sonlar hazırlamış ama kimse bir Hollywood felaket filminden
insanların kendi mezarlarını inşa etme şehveti konusunda alt mesaj beklemesin
elbette!
San Andreas, fedakâr ebeveyn, dirençli ve zeki genç kuşak
şeklinde iki öyküyü paralel yürütmeye çabalarken, pek başarılı olamadığı bir
bilim adamı/medya üçüncü öyküsünü de eklemleyerek ilerlemeye çalışan bir film.
Senaryo finalde üç öyküyü birleştirmek gibi kaygı taşımadığı gibi, finale kadar
büyük resimle ilgili epey cimri davranıyor. En çok ‘görün nasıl felaket filmi
yapılır’ derdinde. Sıkıştığı anlarda da ‘Aynı Google Earth’ın insanlarıyız’
nevinden kestirip atıyor meseleyi. Üzerine bir tutam romantik aşk, bir miktar
feragat ve sadakat da ekleyince oldu zannediyor.
Ezcümle; San Andreas Fayı belki çok önemli bir film değil
ama bizim gibi büyük deprem beklentisi içinde olan ülkeler için bir şekilde
ders alınabilecek epey metaforik ayrıntıyı da barındırıyor. İzlenecekse bu
yönüyle izlenmeli.




























.jpg)




