Toprağı bol olsun, Michael Crichton, bilim kurgu ve tekno
gerilim türünde epey bereketli ve çok satan örnekler yazarak gitti bu dünyadan.
Aldığı tıp eğitimi ve bilime saplantı derecesinde olan hayranlığı yazdığı
kitapların bilimsel bir değeri olmasa da edebî alanda tanınmasını sağladı.
Binary, İki Beyinli Adam, 13. Savaşçı, Congo ve Küre gibi
popüler kitaplardan sonra 1990 yılında bir bilim kurgu klasiğine dönüşmekle
kalmayıp, oyuncak sektöründen eğlenceye kadar, modern insanın hayatında pek çok
alana etki edecek olan Jurassic Park’ı yazdı. Kitabın filme dönüşmesi elbette
uzun sürmedi ve zekâsını sanat kadar ticarette de kullanmayı beceren Steven
Spielberg 1993’te meşhur kitabı aynı isimle filme çekince, bir ‘Janr’ oluştu.
Cem Yılmaz da filmlerinde parodisini yapacak kadar küresel bir etkileşimdi bu.
Muazzam bir pazarlama ve PR ile tüm dünyaya âdeta virüs gibi yayılan bu
‘dinozor’ akımı ülkemizi de hemen esir almıştı. Film, milyonlarca yıl önce
nesli tükenen dev yaratıkların günümüzde yaşaması durumunda başımıza neler
gelebileceğine dair tutucu bir bilim kurguydu. Spielberg, ticari zekâsını
konuşturmuş ve filmin en zor anlaşılacak olan kısmını, yani ‘nasıl oluyor da
dinozorlar bugün yaşıyorlar’ kısmını animasyon ile adeta tereyağından kıl
çekerek çözmüştü.
Devamı ve benzerleri çekildi Jurassic Park’ın. Oyunları ve oyuncakları çıktı, eğlence merkezleri kuruldu, 6 boyutlu kısa filmler vs… Aradan 14 yıla yakın bir süre geçince Spielberg yeni jenerasyona da hatırlatma kabilinden seriye bir yenisini eklerken kavramlar ile anlamları restore ederek çıkıyor seyircinin karşısına. Hikâye bu yönüyle hemen her kültüre daha da yakınlaşıyor, hele ki bizim gibi korku ile yönetilmeyi âdeta kader olarak yaşayan toplumlar için dinozorların dünyası farklı bir sahiciliğe ve yakınlığa sahip oluyor. Hikâye şu: Jurassic Park’ın adası olan Nublar, ‘Yeni Türkiye’ yöneticilerinin eline geçmişçesine hemen alışveriş ve eğlence merkezine dönüştürülmüştür. İnsanlar ellerinde mısır patlağı ile köpek balıklarının ava dönüştüğü kanlı bir eğlence içinde kahkaha atıp tüketmektedir kapitalizmin tüm ürün gamını. Ancak gözünü para hırsı bürümüş yöneticileri daha fazlasını istedikleri için dinozorların genleriyle oynayıp yeni bir tür üretmeyi başarmıştır: Insidious Rex… Elbette her Frankeştayn önce yakın çevresine, ardından dönüp sahibine tehdit oluşturup zarar verecektir!
Crichton kitabını yazarken meşhur gerilim ve korku kültlerinden beslenmiş ve kimi sekanslarında parodi bile kullanmıştı. Hatırlayınız meşhur tavanı olmayan tuvalet sahnesini. Benzer bir sahneyi Hitchcok’un Kuşlar filminde görmüştük. Bu perspektifle baktığımızda Jurassic serisi Dr. Moroeu’dan King Kong’a kadar pek çok korku modelinden yararlanıyordu. Bu nedenle Jurassic World temele inerek insanın korkularının bilinçaltı kafesinden firar ettiğinde neler olabileceğine dair bol efektli bir ibretlik ama kolay tüketilecek film çıkarmış ortaya. Dinozorlaşan insan ya da insanlaşmış dinozor görüyoruz film boyunca. Karakterlerin temel arketiplerine göre birer karşılık koymuş yapımcılar filme. Bu yönüyle hayvanların macerasından ziyade, insan ve korkularına dair etkileyici bir alt katmanda ilerlemek mümkün Jurassic World’da.
Enteresandır filmin yönetmeni Colin Trevorrow, 70’li yıllarda henüz görsel efekt teknolojisinin tam gelişmediği dönemlerde yapılan korku atmosferine benzer bir ortamda ilerletiyor öyküsünü. O dönem, filmin hileleri anlaşılmasın diye olayların neredeyse tamamı loş ya da karanlık ortamlarda geçerdi. Jurassic World da bir yerden sonra geceye devrediyor macerayı. Ama bunu yaparken de yine metafora sığınarak karanlığı aydınlık bir yere bağlıyor ve ucunu da açık bırakıp serinin geleceğine yatırım yapmayı ihmal etmiyor. Senaryo matematiğine de azami dikkat edilerek başkahramanlar arasında zıtlık ve defo açısından simetri oluşturmayı ihmal etmeyen Jurassic World, ilk örneklerinin aksine belki de çağın ruhuna uygun olarak epik bir korkudan ziyade oyun konsolunda tüketilecek forma dönüştürülmüş. Bu durum yeni nesil için filme takılıp kalma noktası olabilir ama Jurassic Park aşinaları için şüphesiz rahatsız edici. Adayı ülke, kahramanları yakınlarımızdan biri olarak algıladığımızda ise olayın rengi değişip farklı ve ibretlik bir seyir çıkıyor Jurassic World’da.


































.jpg)


